ads

12 Eyl 2015

Akyaka ve Saklıkent Gezi Notları




Bir önceki yazımız olan Rota Fethiye'de 8 Temmuz 2015 gününü anlatırken yarım bırakmıştık. Saklıkent'e de gittiğimizi belirtmiş ama oradan paylaşımda bulunmamıştık. Şimdi 2015 senesinin son ayağı olan Akyaka - Saklıkent gezi notlarına geldi sıra.

Saklıkent:

Daha önce de bir çok kez gitmiş olduğumuz Saklıkent'e bu sefer eşimle gittim. Buz gibi kanyonun pınarının içinden geçerek kanyondan içeri doğru yola koyulduk. Yazın kavurucu sıcağında dahi üşütebilen Saklıkent kanyonu bu taraflara yolu düşenlerin mutlaka görmesi gereken bir yer.



Saklıkent kanyonundan akan suyun oluşturduğu akarsu.




Kanyon girişi...


Kanyon içinde çamur banyosu yapan ziyaretçiler el izleriyle hatıralar bırakıyor kayalara...

Kanyonun iç kesimlerinden bir kare...

Kanyon gezisi sonunda Saklıkent gezi alanının devamında bulunan "cennet vadisi"nde yemek molası verdik. Izgara'da kızartılmış Alabalığın tadı hala damağımızda. O yağlı bilinen balık ızgarada adeta dans etmiş tüm yağları erimişte gelmiş gibi sofraya. Ayrıca Saklıkent'in soğuk suyu yine buralara kadar gelmekte ve oluşturulmuş olan küçük havuzlar sayesinde serinliğini ziyaretçilerden esirgememekte.



Cennet Vadisinden bir kare







9 Temmuz 2015 - Akyaka ve Akbük

Mimar Nail Çakırhan imzasını taşıyan bu şirin tatil beldesi şimdilerde çapının kaldırabileceğinin fazlası kadar turist akınıyla baş etmeye çabalamakta. Her ne kadar ramazanda gitmiş olmamızdan dolayı sakin dönemini yakalamış olsak da kalacak yer bulmakta ilk kez zorlandık diyebilirim.



Tüm gezi noktalarımızda oda kahvaltı şeklinde konakladık ancak Akyaka'da oda kahvaltı bir yere hiç denk gelmedim. Tüm kalınacak yerler apart otel olmuş. Buraya giderken kahvaltılıklarınızı yanınızda getirir 1-2 kilo hazır köfte birazda tavuk olursa çantanızda çok ekonomik bir tatil geçirebilirsiniz.

Akyaka'da Server apart otelde kaldık. Büyükçe bir havuzu, çevreye uygun mimarisi ve temiz büyük odaları olan bu mekanda otel sahipleri ile çok dialog kuramamış olsak da odaları için kalınası bir mekan.



Gelelim Akyaka'nın denizine. Merkezinden azmak çayının taşıdığı taş ve kumlar sebebiyle aşırı derece sığ bir deniz var. Alabildiğine rüzgarlı ve dalgalı olan bu denizde yüzmeye hiç niyetlenmedik ancak sörfçüler için bulunmaz bir deniz tabiki. birsürü sörfçü vardı. Biz deniz için Akbük'ü tercih ettik. Akyaka merkeze 15-20 km mesafede ancak bol kıvrımlı bir dağ yolu. Süre olarak yarım saatinizi alıyor.Sonra da cennet gibi bir koy karşılıyor sizi. Ufak tefek bir iki cafeterya tarzı tesis var bir şeyler yiyip içebilmeniz için. Sahilde şezlong ve şemsiye mevcut ancak ücretli. Ayrıca aracınız ile giriş yapmak isterseniz araç başı 15 TL gibi bir giriş ücreti veriyorsunuz. Ancak denizi için değer. Normal bir denize göre çok daha bakir bir koy.  Buraya uğramadan dönmeyin Akyaka'dan :)

10 Temmuz 2015 - Azmak Çayı



İşte burası hayatımız boyunca unutamayacağımız bir anımızın yaşandığı yer olarak hafızamıza kazındı desem yalan olmaz. Akyaka'ya ilk geldiğimiz gün,kalınacak yer ararken, işletme sahiplerinden orada tatil yapan müşterilerin ve bölge halkının gündüzleri çaya girip yüzdüklerini öğrenip şaşırıp kalmış hatta dalga geçmiştik "ilerde koca deniz varken çayda yüzülür mü, anca çimilir" demiştik :) Fena yanılmışız, bunu tükürdüğümüzü yalayarak yani çayda tüm gün yüzerek acı şekilde farkettik. Ben çaydaki akıntı ile yüzmenin bukadar eğlenceli olabileceğini asla düşünmezdim. Çok keyifli birşey ama gülü seven dikenine katlanır misali bir bedeli var bu suya girmenin. Girebilmek! Evet,girene kadar ömründen ömür gidiyor. Soğuk.. Çokk soğuk!! Fena soğuk arkadaş!! Çayın su sıcaklığını (daha doğrusu soğukluğunu) araştırdık biraz, en en sıcak zamanında bile 10-11 derece olan bir sudan bahsediyoruz. Genel olarak 4-8 derece arasında değişiyor ısı. Ben vücudun soğuktan yanması ne demek onu anladım bu suda. Sudan çıkıyorsunuz,resmen sırtınıza binlerce iğne batırıyorlar gibi hissediyorsunuz. Diceksiniz ki "manyak mısınız ne işiniz var o suda?" Haklı olabilirsiniz tabi, girmemek de bir tercih ama girince kendini o suya bırakabilmen, o akıntının içinde sürüklenmen olağanüstü bir duygu. Cesareti olanları çaya davet ederiz :)







Azmak çayının bir diğer ünü ise ördekleri ve kazları. Esnaftan öğrendiğimiz bilgiye göre zamanın başbakanı Turgut Özal bu çaya özel Pekin ördekleri getirtmiş. Ondan sonra burda hızla çoğalmışlar ve bu çay ile özdeşleşmişler. Çayın baktığınız herhangi bir kısmında bir kaz veya ördek topluluğuyla karşılaşabilirsiniz. Ancak baştan uyaralım,o kazların sesleri çok iğrenç. Bir de çok yaygaracılar, biri bi fiştekliyor, başlıyo hepsi birden bağırmaya. Kafanız şişiyo tabi ama onları izlemek müthiş bir görsel şölen. Ben tüm gün onları izledim  ve doyamadım.







ufukta görünen paraşütlere dikkat ! Akyaka'nın bir diğer meşhur yanı da sahilinde uçuşan paraşütlü sörfler.



şehir merkezinden bir kare



aynı yerin ters açısından bir kare

2015 yaz tatilinin gezi yazıları buraya kadar... Zevkle okudunuz umarım :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...