ads

27 Oca 2013

Sultanı Öldürmek Kitap Yorumu ve Fatih'in Ölümü Üzerine




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Ahmet Ümit'in son kitabı olan "Sultanı Öldürmek" basıldığı hafta elimde olmasına rağmen daha yenice okuyup bitirebildim.

Türkiye'de polisiyenin öncü isimleri arasında sayılan Ahmet Ümit'in bu eserinde polisiye biraz soluk renkte kalmış gibime geldi. Tarih, psikoloji gibi alanların renklerinden de kullandığı "Sultanı Öldürmek"te,  alttan alttan Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sının kokusunu duyuyorsunuz.

Aksiyon ve gerilim sevenlere pek tavsiye edemeyeceğim bu kitapta , yıllanmış, belki de kül olmuş bir aşkın izini ve onun acaba ben katil miyim dedirten sorusuyla karşılaşacaksınız, ki bence kitabın en güzel özeti kapağını açtığınızda karşınıza çıkan ilk satırlarda gizli:
Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi, bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?

Bazen yazarların en büyük rakibi kendi eserleri olabilmektedir. Sultanı Öldürmek'te da böyle bir durum olduğuna inanıyorum. İstanbul Hatırası gibi sarsıcı, sürükleyici bir eserden sonra bu eserin gelmiş olması, bence kitabın en büyük talihsizliği. Zira İstanbul Hatırası'nın çıtayı çok yükseklere taşıdığına inanıyorum.

Tabi belirttiğim bu düşünceler şahsıma ait olup sadece bir okur olarak değerlendirmiş bulunmaktayım. Yoksa ne kitap eleştirmeni sayılabilecek düzeyde bilgim var, ne de Ahmet Ümit'i değerlendirebilecek tecrübem var. Kısacası, tercih sizindir !

Yazımızın bundan sonraki satırlarında kitaptan bazı alıntılara yer verecek olmamızdan dolayı, okumamış olanları uyarmak ihtiyacı duyuyorum. Hikayenin gizemi asla bozmayacak alıntılar olsa da, hiçbir şekilde kitaptan bir şey görmek istemeyenler buradan ötesini okumasınlar efenim =)

18 Oca 2013

Beynin İlginç Oyunu; Sinestezi


Sizin hiç renkleri tattığınız, şekilleri duyduğunuz veya sesleri kokladığınız oldu mu!


Bu durum kulağa hayli garip gelebilir; ancak 'sinestezi'nin her 25.000 kişiden birinde görüldüğü biliniyor.

İlginç bir nörolojik durum olan ve Yunanca'da 'birleşik duyu' anlamına gelen sinestezi, bir duyu aracılığıyla gelen bilginin, otomatik olarak başka bir duyuyu tetiklemesi olarak tanımlanabilir.

Kişiden kişiye göre değişen ve çok ilginç örnekleri olan sinestezinin en yaygın görülen biçimi harflerin veya rakamların renk olarak algılanması...

Bu kişi örneğin 7 harfini hep yeşil olarak algılayacak veya rengarenk bir alfabe algısı olacak!

Örnekler çoğaltılabilir:

15 Oca 2013

İnsan Bir Gün Virgülü Kaybetti...




Birgün insan virgülü kaybetti; o zaman zor cümlelerden korkar oldu. Basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti.

Sonra ünlem işaretini kaybetti; alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne birşeye kızıyor ne de birşeye seviniyordu. Hiçbirşey onda en ufak bir heyecan bile uyandırmıyordu.

Bir süre sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu. Hiçbirşey onu ilgilendirmiyordu; ne evren ne dünya ne de kendi apartmanı umrundaydı.

14 Oca 2013

2012-KPSS-2013-Kısa Kısa Notlar




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Kalem kağıtla buluşmayalı yine baya bir vakit geçti. Gerçi ilk kez yapmıyorum bunu; artık neredeyse alıştı herkes uzun aralar vermemize. Ama umarım bu son uzun ara verişimiz olur ve kalem kağıtla bütün olur yaşarız =)

2013'ün bu ilk yazısında ana bir konu seçmemiş olmakla beraber, kısa kısa bir çok konudan bahsetmek istiyorum. O konulara hemen girişelim o halde:

- 2011 yılında KPSS Alan sınavına hazırlandım. Daha doğrusu herkes konuları bitirme yaklaştığında ben çalışmaya karar vermiştim. Yani sınava hazırlanma olarak bahsettiğim bu olay aslında bildiğiniz işkenceye dönüştü. Çünkü yapım gereği, bir işe baş koyduğumda kendime çok acımasız davranabiliyorum. Bu hazırlık süreci de aynen böyle oldu.

Zor bir sınav arkadaşlar! Hele ki 2011 Alan sınavı çok daha zordu. En az 1 sene başka hiçbir işle uğraşmadan, sadece ders çalışırsanız başarılı olabilirsiniz. Ben tüm puan türlerinde 70 barajını aşmış olsam da bu puan çok yeterli olmuyor. Kısacası diyeceğim şu ki, İİBF mezunuysanız ve gönlünüzde yatan aslan müfettişlik, denetmenlik vb ise zorlu bir sürece girdiğinizin bilincinde olmalısınız.

Bu sürece girmeye niyetli tüm arkadaşlara ders çalışmaya başlamadan önce okumalarını tavsiye edeceğim bir kitap var. Dr. Mahfi Eğilmez ve Dr. Ercan Kumlu'nun birlikte yazdıkları "Ekonomi Politikası - Teori ve Türkiye Uygulaması" isimli kitabı okursanız KPSS iktisat dersinin mantığına hazır olursunuz ve konuları kavramanız çok daha kolay olur.



- 2012 yılına girdiğimizde ise kafamda yine KPSS ardı ancak bu sefer B kadro için olan P3 puan türünü gözüme kestirmiştim. Hedefim mayıs ayı başına kadar 15-20 bin arası soru çözüp mayıs ve haziran aylarını da tekrarla geçirip sınavdan 90 puan ve üzeri bir puan almaktı.

12 Oca 2013

Model Akustik Konseri 35 Dakikanın Tamamı



Başarılı rock grubu Model'in Powerturk TV' 6 Mayıs 2012'de yayınlanan akustik konserini dinlemenizi tavsiye ederiz. Güne güzel devam etmek için...


9 Oca 2013

Yüz Şekline Göre Karakter Analizi -2



Yıllar boyunca beden yapısı ile psikoloji arasında ilgi kurmaya çalışan Çinli bilginler, yüz okuma sanatı olan 'fizyonomi'yi geliştirerek yüz hatlarına göre karakter tiplerini sınıflandırdılar. Bu yönteme göre özellikle alın, burun, çene, kaş, göz ve dudaklar esas alınarak kişilik özellikleri hakkında tahminler yapılıyor. İşte yüz hatlarının simgelediği kişilik özellikleri… 


ALIN 
Kişilerin düşüncelerini geliştirme yöntemi hakkında bilgi veriyor.

Geniş alın, güçlü bir hayal gücü ve entelektüel kişilik yapısını simgeliyor.

Dar alın ise kişinin dikkatli, zamanlamaya önem veren, matematiksel yetenekleri kuvvetli biri olduğunu anlatıyor. Bombeli bir alna sahip kişiler ise inisiyatif sahibi, uyumlu ve paylaşımcı olarak kabul ediliyor.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...