ads

21 Tem 2012

Mimar Sinan'dan 400 Yıl Sonrasına Mektup



Mimar Sinan'ın eseri olan Şehzadebaşı Cami'nin 1990'l yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, restorasyon sırasında yaşadıkları bir olayı şöyle anlatıyor:

Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını anlatıyor. "Cami"bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

14 Tem 2012

Halil Cibran - Ermiş


Daha sonra dedi Mitra: Konuş bizlere Aşk’a dair.


Ve o başını kaldırdı ve halka baktı orada bir sessizlik çöktü üstlerine. Ve yüksek bir sesle o dedi:


Aşk size işmar ettiğinde izleyin onu, Yolları çetin ve sarp olsa da.


Ve kanatları sizi sarmaladığında râm olun ona,

Telekleri arasındaki gizli kılıç sizi yaralayacak olsa da.

Ve sizinle konuştuğunda inanın ona,

Şimal rüzgârının bahçeyi tarumar edişi gibi, onun sesi rüyalarınızı darmadağın etse de.

Zira aşk, nasıl sizi taçlandırırsa öyle de sizi çarmıha gerecektir.

Nasıl serpilmeniz içinse öyle de budanmanız içindir.

Nasıl yüksekliğinize erişir ve güneşte titreşen en körpe dallarınızı okşarsa,

Öyle de köklerinize inecek ve toprağa sımsıkı tutunurlarken onları sarsacaktır.

6 Tem 2012

SAMAN ALTINDAN SU YÜRÜTMEK DEYİMİNİN HİKAYESİ


(İSKENDER PALA - İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK KİTABINDAN)

Vaktiyle bir ova köyünde, köylüler tarlalarını sulamak için ırmağın suyunu nöbetleşe kull­anmak üzere anlaşmışlar. Irmak boyunda bulunan tarlalar, açılan kanallar vasıtasıyla sıra ile sulanıyor, herkes ziraatiyle meşgul oluyormuş. Köyün açıkgözlerinden birisi, daha fazla su alabilmek için tarlasında derin ama ince bir kanal kazıp ırmaktan su çalmayı aklına koymuş. Kanalı gizleme maksadıyla da üzerini çalı çırpı ve taşlarla örtüp araziye uydurmuş. En üste de saman yığınları koymuş ki kimse kanaldan şüphe etmesin.

5 Tem 2012

Doğan Cüceloğlu'ndan "Kalp Kırmak"




Doğan CÜCELOĞLU'NUN, Eğitimindeki Katılımcılarla bir konuşmasından alıntıdır.

Doğan Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı? 

Bir Katılımcı: Hocam Allah'a Şükür bildiğimiz kadarıyla yok.

Cüceloğlu: Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?

Cevap: (neredeyse otomatik olarak çıkar): ÖLÜM

Cüceloğlu: Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

Katılımcılar: (Burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlarlar)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...