ads

21 Tem 2011

V For Vendetta Film Yorumu


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR. 

"5 Kasım gününü hatırla, patlamayı, ihaneti ve komployu... Bu ihaneti unutmak için hiçbir neden bulamıyorum. Peki ya o adam? Adının Guy Fawkes olduğunu biliyorum ve 1605 yılında parlamento binasını yakmak istediğini de. Ama gerçekte kim? Nasıl biriydi? Bize adamı değil, fikrini hatırlayın dendi. Başarısız olabilir, yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilirdi. Ama 400 yıl sonra bile düşüncesi dünyayı değiştirebilirdi. Ben bu fikre bizzat şahit oldum. Bu uğurda insanların öldüğünü gördüm. Onu korurken öldüklerini... Ama bir fikri öpemezsin. O'na dokunup sarılamazsınız. Fikirler kanamaz. Asla acı çekmez ve asla sevmez. Ben o fikri özlemiyorum... O adam, 5 kasım'ı bana o unutturmuyor. Onu asla unutamıyorum" "V For Vendetta" 5 Kasım 1605'te İngiliz parlamentosunu havaya uçurmak isteyen Guy Fawkes'ın eşliğinde yukarıdaki repliklerle başlıyor. Ardında geleceğin İngiltere'sine gidiyor (bir çok yorum yapılan sitede 2020 olduğu yazılmış ama ben izlerken böyle bir ayrıntıyı yakalayamadım)

13 Tem 2011

Kaybedenler Kulübü Filmi İzlenimleri



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

'Kaybedenler Kulübü'nün kahramanları, yaşadığımız 'eklektik' dönemin sanki bu yakadaki öncüleri gibi. Pesimistler, hafiften yılgınlar, aykırılar, sevimli anarşistler, tatlı su solcular, 'Beat'nikler, bireyciler, 'Bezgin Bekir'ler, 'kayıp ruhlar', hem buraya aitler, hem değiller. Fakat bireycilikleri 90'ların bir köşeyi dönme zihniyetinin tam zıddı, daha fazla şöhrete ve paraya kavuşmaları mümkün ama bu konuda da reddiyetçiler. Ortaya çıktıkları dönemin ruhuna 'Yuppiler' yön vermeye çalışıyor ama onlar tam da karşı kıyıda duruyorlar. Öte yandan isyanları kendilerine. Mesela örgütlü değiller, hayat görüşleri soldan yana ama belli bir hareketin içinde yer almıyorlar, takımdan ayrı düz koşuyorlar. Var oldukları dönemde toplumsal arka planda mesela Cumartesi anneleri var, mesela Güneydoğu'daki kirli savaşın ilk kıvılcımları var, derin devlet var, işkence (hep) var, ama onlar tarz olarak sinik bir tavır geliştiriyor, mesela hikâyenin en başına, Marx'a kadar uzanıyor ve "Biz daha evrensel meselelerin adamıyız"a yakın duruyorlar. Kafayı sekse takmış görünmeleri ve radyoyu arayan her kadın dinleyiciye, 'Sizinle yatmış mıydık?" repliğini sunmaları, sık sık 'pompa' mevzuuna girmeleri, belli bir noktadan sonra söylemlerini 'ergen esprileri'nin ötesine götürmüyor. Dolayısıyla bence övgü kadar belki bu yanlarıyla da yergiyi hak ediyorlar. Ama kuşkusuz onlara ve yaşadıklarına 'Şimdiki zaman'dan bakıp karar vermek ya da yargılamak sağlıklı olmayabilir. Çünkü malum, her şey biraz da kendi döneminin ürünü.

(Radikal - Uğur Vardan - 25/03/2011)

Konu:

Alternatif kitaplar basan bir yayınevinin sahibi olan Kaan (Nejat İşler) ile Kadıköy'de bar işleten, çok sıkı bir plak ve efemera koleksiyoneri olan Mete (Yiğit Özşener), 90'lı yılların ikinci yarısında, sanki bir yerde oturmuş konuşuyorlarmış ve kimsenin bundan haberi yokmuş gibi bir radyo programı yapmaya başlarlar. Yaptıkları program zaman içinde hem onların hem de dinleyenlerin hayatını değiştirecektir. Programın şöhreti hızla yayılırken Kaan ve Mete eski hayatlarına aynen devam ederler. Her gün başka kadınlarla yalnızlığını gidermeye çalışan Kaan, aradığı aşkı Zeynep'de (Ahu Türkpençe) bulur ve aralarındaki hayat görüşü farklılığına rağmen bu aşkı tutkuyla yaşamaya çalışır;... Bu arada herkesin 'kendi kaybını' bulduğu 'Kaybedenler Kulübü', toplumun farklı kesiminden insanları bir araya getirerek adeta bir 'ortak mahalle' de buluşturur. Kendi yalnızlıklarıyla bile dalga geçen, sisteme her gün başkaldıran,  hayatın kıyısında yaşayan Kaan ve Mete'nin renkli hayatlarını yansıtan programın tutkunları, 'Kaybedenler Kulübü'nün üyeleridir artık...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...