ads

27 Ara 2011

Üç Bacaklı Adam; Francesco Lentini

1889 yılında Sicilya'da doğan "Sir Francesco Lentini"nin çok ilginç vücut yapısı.

16 Ara 2011

Od (İskender Pala) Kitap Yorumu




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Bu yorumda İskender Palanın ne kadar başarılı olduğundan, kelime seçimlerini ne kadar özenli yaptığından ve tabii ki çok sağlam bir alt yapı araştırmasına giriştiğinden bahsetmek yerine Yunus'u tanıyanlara ya da tanıdığını zannedenlere, buna rağmen kitap hakkında hiçbir fikir yürütemeyenlere sadece yazılanlardan bahsedeceğim. ( ki zaten başka hiçbir söze de gerek yok ).

Molla Kasım, din hakkında yalan yanlış şeyler söyleyen bir müderrise haddini bildirmek için Konya'ya doğru yola çıkar. Yolda derviş kılıklı meczup biri ona bir tomar kağıt uzatarak "bunu sana gönderdi gönderen, oku bakalım" der ve çeker gider. Tomarda yazılanların şiir olması Kasım'ın hoşuna gider ve başlar okumaya. Şiirlerin kimisini çok beğenir, kimisi için "bunu yazan kafirdir " diyerek ırmağa atar kağıdı. Ama sonra şiirlerde "aşk" geçen kelimelerin yerine "din" kelimesini getirmeyi akıl eder ve tokat yemişe döner. Şiirler onu çok etkilemiştir. Molla Kasımın bütün hayatını etkileyecek şiir tam da bu anda eline geçer. Tomardan rastgele çıkarttığı bir kağıtta şunlar yazmaktadır ; " Ben dervişim diyene / Bir ün edesim gelir / Tanıyuban şimdiden / Varıp yetesim gelir; Sırat kıldan incedir / Kılıçtan keskincedir / Varıp onun üstüne / Evler yapasım gelir." Son beyit ise Molla Kasımın Konya'ya değil de hiç tanımadığı Yunus denen dervişin yanına koşmasına neden olur ; " Derviş Yunus bu sözü / Eğri büğrü söyleme / Seni sigaya çeker / Bir Molla Kasım gelir. "

Kasım, Yunus'u bulduktan sonra ırmağa attığı şiirleri yüzünden yaşadığı pişmanlığı gidermek için Yunus'un hikayesini yazmaya karar verir. Sonra Yunus anlatır, Kasım yazar, biz mest oluruz.

13 Ara 2011

Arkan Sağlam mı? (ibretlik fıkra)

'Denizli'de araştırma yapmak için kamp kuran bir grup üniversite öğrencisi, kamp yakınına tüneyen bir Denizli horozunun sabahın erken saatlerinde yüksek sesle ötmesinden çok rahatsız olmuşlar... 

Sabahın köründe ortaya çıkan horoz, önce dikleniyor, sonra dakikalarca oturuyormuş...

Tabii ekipte ne uyku ne de huzur bırakmıyormuş.. .
Sonunda sabırlar tükenmiş...
Susturmak için başlamışlar horozu kovalamaya.. . Horoz önde.. Gençler pesinde...
Mahalle arasına dalmışlar... Kovalamacayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
- Hey, evlatlar!.. Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz? ..
- Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!..
- Yazıktır evladım yapmayın!.. demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.

12 Ara 2011

Yurdum İnsanı Yatak Diyalogları


> > Hıdır... Hıdıııırrrr...
> > Hıııı??! Ne vaaarr??
> > Uyuyon mu?
> > Yok böğrülce ayıklıyom... Soru mulan bu Hacer? Uyuyom tabii ya ne edecem... Yat sen de zıbar hade...
> > Senin işin bitti tabii, devirip gıçını yatabiliyon...
> > Şipşak yap, sonra horul da horul uyu... Bir kere de geç gelsen dişimi kırıcam...
> > Gecen gece eve geç geliyon diye dırdır
ettiydin de, ben senin dişini kırdıydım ya daha ne istiyon?
> > Ben o geç gelmekten bahsetmiyom...Birlikte
gelmekten Bahsediyom...
> > Beraber mi gelecen? Kız o saatte dışarda senin ne işin var ki  eve benimle gelecen lan?
> > Off be Hıdıır off beee Hıdııırr. Sen beni anlamıyon...

11 Ara 2011

7 (Yedi) Sayısının Gizemi ! Sır mı, Rastlantı mı?

Evrensel anlamı olan rakamlar vardır. Türlü efsaneye konu olmuş rakamlar. 40'lar, 3'ler hatta uğursuzluğuyla bilinen 13 ve 23 gibi. Ancak hiçbiri 7 sayısının yanına bile yaklaşamamıştır.

İşte yedi ile ilgili efsaneler...


Gökkuşagı 7 renklidir.

Dünyanın 7 harikası vardır.

Soyumuz 7 göbektir.

Dünyada varsayılır 7 kapı vardır.

Büyük ayı 7 yıldızlıdır.

İnsan 7 çakralıdır.

3 Ara 2011

Ateşle Oynayan Kız - Kitap Yorumu




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Steig Larsson'un yazdığı Millenium Üçlemesinin ikinci kitabı, Ateşle Oynayan Kız, 2006 yılında yayımlanmış. Okuma fırsatına ancak erişebildim. İlk kitap Ejderha Dövmeli Kız'ın hem kitabını okumuş hem de filmini izlemiştim. Seriye devam edip Ateşle Oynayan Kız'ı da hemen okumak istedim, ancak yaşadığım kimi sıkıntılar sebebiyle, kitap 2 aydır elimde kaldı.

Neyse ki sonuna ulaştım. Ama herhangi bir kitabı elinize aldığınızda en fazla 10-15 gün içinde bitirip atamıyorsanız, kitabın hakkında yapacağınız yorumlarda bir o kadar yanlış oluyor. Çünkü uzayan zaman ayrıntıları kaçırmanıza ve dolayısıyla kitapla aranıza mesafe girmesine sebep oluyor.

Bu sebeple yanlış anlatmamak için çok detaya girmeden paylaşalım:

Ateşle Oynayan Kız, Ejderha Dövmeli Kız'dan daha polisiye. En nihayetinde ortada 3 ceset var. Cesetlerden ikisi Mikeal'in yakın dostları ve dergiden meslektaş arkadaşları. Çok önemli bir dosya üzerinde çalışıyorlar. Kadın ticareti ve bu ticarette devletin payı. Dosyalarında çok önemli isimler mevcut. Ama daha projenin başındayken öldürülüyorlar.

1 Ara 2011

2011'de Neler Oldu? (3)


2011'de neler oldu başlık yazı dizimizin üçüncü yazısıyla devam edelim. ( Birinci yazımız ocak - mart arası için buraya tıkla , ikinci yazımız mart temmuz arası için buraya tıkla )

Temmuz 2011 devamı


* Ergenekon davasının hakimi Köksal Şengün'ün görev yeri değişti. Şengün Bolu'ya atandı. Şengün herhangi bir tayin talebinin olmadığını ama böyle takdir edildiğini belirtti. Şengün ayrıca tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmeleri için olumlu yönde oy kullanmıştı.

* Diyarbakır'da ormanlık alanda arama tarama faaliyetinde bulunun askerlere pusu kuruldu. Pusuda 3 uzman erbaş 10 er şehit düştü 7 er yaralandı.

* Osmaniye'de bir pastane yaptığı Kahramanmaraş dondurmasına fazla güvendi. Yaptığı dondurmayla havaya otomobil kaldırmaya çalıştılar ancak 300 kiloluk dondurma koptu ve otomobilin üstünü haşat etti.

* Şike soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanan Aziz Yıldırım'ın başkanlığını yaptığı Fenerbahçe, Ukrayna'nın Shaktar Donetsk takımıyla hazırlık maçı yapmaya çalıştı. Yapmaya çalıştı diyoruz çünkü maç 67. dakikada tribünlerin sahaya inmesi ile yarıda kaldı.

* Norveç'in başkenti Oslo'da bombalı saldırı düzenlendi. Saldırının şoku atlatılamamıştı ki, aynı gün Norveç'in Utaya  adasında bir cani 80 kişiyi öldürdü. İki saldırıda 100'e yakın kişi hayatını kaybetti. Medeni Batı'nın üstüne faşizmin gölgesi tekrardan çöktü !

28 Kas 2011

2011'de Neler Oldu? (2)



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

2011 yılı ocak, şubat ve mart aylarını birinci yazımızda değerlendirmiştik. (okumayanlar için link) Şimdi nisan ayından başlayarak notlar düşmeye devam edelim.

Nisan 2011


* YGS'de ikinci şifre skandalı patlak verdi. Şifre şu:



Soru 15: x.(10!) çarpımı bir pozitif tam sayının karesi olduğuna göre, x'in alabileceği en küçük değer kaçtır?

a) 21 b) 7 c) 5 d) 10 e) 14

Şıklarda en yüksek sayı 21. 21'in sağında b) şıkkı var, b şıkkı doğru yanıt oluyor.

Bu şekilde 40 matematik sorusundan 30 doğru çıkarılabilmekteydi.

* Japonya 7,1 şiddetindeki depremle tekrar sarsıldı.

* Karadeniz insanı ilginçtir, Rizeliler ondan da ilginçtir. Haber Rize'nin Güneysu ilçesinin Gürgen Köyü'nden. 80 yaşındaki Rizeli Bilal Atasoy çelik halatlarla dağdaki kayalıklardan boşluğa uzanan 6 metrekarelik bir oda yapıyor. Gel zaman git zaman bu oda yetersiz geliyor. Bilal Amca da boşluğa uzanan odasına 3 oda daha ekleyip evini büyütüyor. Ev haricinde birde rüzgarda dönen kamelyası mevcutmuş.



27 Kas 2011

2011'de Neler Oldu? (1)


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

2011'in bitmesine bir ay kaldı. Bu bir aylık süre için haber sitelerinin bir çoğu, bitirdiğimiz senenin nasıl geçtiğini, neler olduğunu yazacaklardır. Muhibbiler Blog'da bu furyaya katılsın istedik. Bir yıldır, yurdumuz ve dünyamızda yaşadığımız önemli olayları yorumlarımızla paylaşalım.

2011'de not düşülmesi gereken, üzerinde yorum yazılması gereken çok fazla konuyu tespit ettik. Dolayısıyla yazımız tek seferde sonlanmayacak, devam yazısı niteliğinde olacaktır. Sıkılmadan, zevkle okumanızı umarız.

Ocak 2011


* Yılın ilk ayı bir önceki seneden kalan trajikomik bir konuyla başladı. "Üniversitede pornolu tez" tartışması, üç akademik personelin, Bilgi Üniversitesi'ndeki görevlerine son verilmesiyle noktalandı. Hocalar yaptıkları açıklamalarda, üniversitelerin normal hayatta sahip olunamayacak özgürlük sınırlarına sahip yerler olduğunu, bu sebeple tezin içeriğine karışamayacaklarını söyleyerek kendilerini savundular !

Belki yerel bir olay olarak kabul edilebilecek bu konunun, yılın önemli olayları içinde olmasını yadırgayacaksınız ama, dikkat çekmek istediğim konu biraz farklı. 2011 yılı Türkiye'si kültürel ve dini sürtüşmeler dönemi olarak kabul edilebilir. Koca senede birçok defa anlamsız tartışmaların içinde savrulup gitmişiz...

* Ocak ayında futbol dünyası önemli bir transfere şahit oldu. Fenerbahçe kulübünün futbolcusu Colin Kazım sezon ortasında Galatasaray'a transfer oldu. Frank Rijkaard yönetiminde sıkıntı bir sezon başlangıcı yapan Galatasaray, Rijkaard'la yollarını ayırmış ve yerine efsane futbolcusu Hagi'yi teknik direktör yapmıştı. Gol yollarında ciddi sıkıntı yaşayan Hagi'nin Galatasaray'ı Colin Kazım'la çare aramıştı.

* Ocak ayının önemli olaylarından üçüncüsü yine futbol dünyasındandı. Ziraat Türkiye Kupası C grubunda yer alan Fenerbahçe, 2. lig ekiplerinden Yeni Malatyaspor'a 2-1 lik skorla yenilip grupta çıkma şansını sonlandırıyor ve kupa hasretine bir yıl daha ekliyordu. Fenerbahçe Türkiye Kupasını en sonra 1982-1983 sezonunda kazanmış !

* 14 Ocak 2001 tarihinde, dünya hiç alışık olmadığı bir coğrafyadaki ayaklanmayı izliyordu. Genellikle itaatkar, sakin (çoğumuzun duymuşuzdur Araplaşmak deyimini) toplumlar olarak bilinen Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinin fitili ateşleniyordu. İlk devrilen taş Tunus lideri Bin Ali oluyor ve henüz yaratacağı fırtınanın etkisi kimsece fark edilemiyordu.

Üniversite mezunu bir seyyar satıcının tezgahına el koyulmasının ardından kendini yakmasıyla başlayan olaylar, ülkede devrime neden olmuştu. 23 yıllık diktatör devrilmişti !

26 Kas 2011

Dünyanın İkizi En Yaşanılası Gezegenler


Amerikalı bilim adamları, uzayda hayat bulunması en olası gezegen ve uyduların bir listesini çıkardı.

Amerikalı bilim adamları, uzaylıların yaşaması en olası gezegen ve uyduların listesini çıkardı.

Buna göre Satürn'ün uydusu Titan ve 20,5 ışık yılı ötedeki Terazi takım yıldızında bulunduğu sanılan Gliese 581g dış gezegeni, uzayda en yaşanılası yerler.

Astrobiyoloji dergisinde yayınlanan makalede araştırmacılar farklı kriterlere odaklanan iki ayrı liste hazırladı: Dünya'ya Benzerlik Endeksi ve Gezegen Yaşanabilirlik Endeksi.

25 Kas 2011

Burçlara Göre Cinsel Yaşam

Astroloji; Venüs ve Mars’ın etkileriyle size çekici gelen kadın ve erkek için önemli ipuçları verir. Venüs kadını, Mars erkeğini temsil eder. İki gezegen de tutkuyla ilişkilidir. Astrolog Şenay Yangel, burçların cinsel hayatları hakkında bilgiler verdi.

Doğum haritanızda yaşam kaynağı Güneş, aşk ve güzellikler tanrıçası Venüs, cesaretin temsilcisi Mars, cinselliğinizin tutkularınızın durumunu belirleyen gezegenlerdir.

Güneş, Venüs ve Mars; Koç, İkizler, Aslan, Terazi, Yay ve Kova gibi pozitif burçlarda ise negatif burçlar olan Boğa, Yengeç, Başak, Akrep, Oğlak, Balık; Güneş, Venüs ve Mars’a baskın gelirler.

Karşınızdaki kadın ve erkeği tanımanız için baskın negatif gezegen yerleşimlerinin ortaya çıkması gereklidir. Pozitif burçlar her zaman cinselliğe yaklaşımlarını arzularını belli eder. Negatif burçlar ise bu konuda ilk adımı karşı tarafın atmasını ister ve arzulamaktan çok arzulanmayı ve bunun belli edilmesini ister.

BAĞIMSIZ BURÇLAR: Özgürlüklerine oldukça düşkün, pişmanlık duymadan ilişkilerini yaşayan ve ardında bırakabilen Koç, Kova, Yay ve İkizler’dir.

SADIK BURÇLAR: Boğa, Yengeç, Aslan, Oğlak ve Akrep, uzun süreli ilişkilerin insanlarıdır. Duygular önemlidir, gelip geçici heveslerin peşinde koşmazlar.

ATEŞ GRUBU ‘'KOÇ-ASLAN-YAY’’

Arzulu, dışa dönük ve ihtiraslıdırlar. Kovalamaktan, mücadele etmekten hoşlanan kişilerdir. Sosyaldirler, seçtikleri kişiyi eninde sonunda baştan çıkarmayı başarırlar. Cinselliği ve aşkı birbirine karıştırmazlar. Ateş grubuna mensup burçlara yaklaşmak için öncelikle kolay elde edilir olmamalısınız. Merak uyandırmalı, dikkatleri size yöneltecek küçük oyunlarla zihnini meşgul etmeyi başarmalısınız.


17 Kas 2011

2100 Yıldır Çalışan Kanalizasyon Sistemi



Sahip olduğu tarihi ve turistik mekanlar nedeniyle açık hava müzesini andıran Mersin'in Tarsus ilçesindeki Antik Roma Yolu, halen çalışabilen 2 bin 100 yıllık kanalizasyon sistemiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Belediye ekiplerinin 1993'de yaptığı çalışma sırasında ortaya çıkartılan Antik Roma Yolu'nun turizme kazandırılması için başlatılan çalışmalar sürüyor.

Tarsus Belediyesi tesislerinde geçtiğimiz aylarda yapılan ''Antik Roma Yolu Çalıştayı''nda çevre düzenlemesi yapılması kararı alınırken, birinci derece arkeolojik sit alanında olması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığının sorumluluğundaki bölgenin, ancak bir protokolle Tarsus Belediyesine devredileceği bildirildi.

Gamsız Koca Nasıl Eğitilir?

Kocanızın dağınık, vurdum duymaz hallerinden sıkıldıysanız bu yazıyı mutlaka okuyun..

• Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan... Bir omlet uğruna muharebe alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından... Randevu yerine sanki Yemen'den geliyormuşçasına geç kalmalardan...

• Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi sorumlu tutan tavırlardan... Uzun lafın kısası, tertipten, düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup, sıkılıp, usandıysanız...

İmdadına yetişen kitap
• Kitabın yazarı, ABD'li gazeteci Amy Sutherland, ne bir ilişki uzmanı ne de evlilik danışmanı. Kendisinin, "Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?" tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç.

• Amy'nin 12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken bir mizaca sahipti.

16 Kas 2011

2011 Yılının İcatları Hepsi Birbirinden İlginç



Stanley Lebounty, uzaktan kumandalı bir inşaat robotu geliştirdi. F-16 kod adlı dev matkap etrafındaki her noktayı yıkabiliyor. Matkabın yanısıra çivi fırlatma makinesi ve testere olarak da çalışan sistem 25 beygir gücünde. Uzak kumandası sayesinde rahatlıkla çalışan F-16’nın fiyatı 135 bin dolar.


Aeronironment tarafından bir arı kuşu şeklinde geliştirilen robot, tam bir dedektif. 11 dakika boyunca uzaktan kumandasıyla uçurulan robotun üzerinde kamera hareket ettirilebiliyor. Robot kuşun üzerinde ayrıca bir mikrofon da yer alıyor.



13 Kas 2011

Esaretin Bedeli Film Yorumu



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


İnternette sinema filmleri hakkında en kapsamlı bilgiye ulaşabileceğiniz site imbd.com'dur. Sinema filmlerinin konuları, fragmanları, oyuncularının yaşamlarından tutun da daha aklıma gelmeyen bir çok konuda içeriğe ulaşabileceğiniz bu sitenin, bence en önemli özelliği takipçilerinin oylarıyla oluşturmuş olduğu en iyi 250 film listesidir. Birçok farklı yerde karşınıza çıkabilecek olan "ölmeden izlenmesi gereken filmler" listesi, imdb'nin bu listesinden alıntıdır.

Esaretin Bedeli isimli başyapıt ise bu listenin en üstünde bulunan, gelmiş geçmiş en film unvanını hak eden eserdir. İyi bir sinema izleyicisinin bugüne kadar mutlaka izlediğini fark ettiğim filmi, maalesef ben yeni izledim. Özgürlük ve tutsaklığın, birey olabilmek ile yok olmanın ayrımının mükemmel şekilde anlatıldığı filmdeki diyaloglar adeta, altı kırmızı kalemlerle çizilmesi gereken kitap cümleleri tadında.

Zaten Esaretin Bedeli isimli bu film, Stephen King'in "Rita Hayworth and Shawshank Redemption" adlı kitabından Frank Darabont tarafından beyaz perdeye aktarılmış. İkili bu ortalıklarını yine hapishanede geçen bir başka başarılı film "Yeşil Yol"da da devam ettirmiş. O filmde çok başarılıydı ve Esaretin Bedeli'ne benzer hisleri yaşayabildiğiniz bir eserdi.

31 Eki 2011

Basit Türkçe Dil Kuralları

* Ayrı yazılan de(da) hiçbir zaman te (ta) şeklinde yazılmaz.

* mı (mi, mu mü) soru ekleri her zaman ayrı yazılır.

* Yazılarımızı yazarken noktalama işaretlerinden sonra kesinlikle bir tıklık boşluk bırakmak gerekir.

* Cümle başları ve noktadan sonra kesinlikle büyük harf kullanılır.

* Özel isimlerin baş harfi her zaman büyük olmalıdır.

* Bir çok değil birçok

* Sözcük ile noktalama işaretleri arasında boşluk konulmaz. (Ör: "mahalle , okul , " değil "mahalle, okul, "

* Türkçede "iki nokta yan yana" (..) gibi bir noktalama işareti yoktur, üç nokta (...) vardır.

*"... anlıyamadığım, söyliyemediğim değil anlayamadığım, söyleyemediğim" şeklinde yazmalıyız.

30 Eki 2011

Behzat Ç Seni Kalbime Gömdüm - Film Yorumu



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Sıradışı polisiye dizisi Behzat Ç'nin sinema filmi 28 Ekim Cuma günü gösterime girdi. Altın Portakal film festivalinde en iyi erkek oyuncu dalında ödül alarak dopinglenen film, gayet başarılı olmuş. Birkaç eleştirimiz olacak olsa da genel itibariyle izlenmeye değer.

Filmin kısaca konusundan bahsetmek gerekirse, ihbar üzerine Ankara'nın Gençlik Parkı'na giden polisler, kopmuş çiçeklerin altına gömülmüş bir tabut bulurlar. Tabuttan 75 yaşında ağzı banlı bir kadın çıkar. Ölüm nedeni boğulmadır. Yani kadın diri diri toprağa gömülmüştür. Behzat Başkomiser ve ekibinin soruşturduğu bu cinayetin maktulü, aynı zamanda emekli bir polis görevlisinin annesidir. Kendisi teşkilatta Avarel Nevzat olarak tanınmaktadır. Bu arada cinayet ihbarını yapan kişi de adını Red Kit olarak vermiştir ve bu ihbardan 3 gün öncede bir köpek öldürüp bir başka parka gömdüğünü ihbar etmiştir. Cinayet masasından Harun, köpek öldürdüğünü söyleyen birinin sapık olduğunu düşünüp, bu ihbarı başlarda dikkate almaz, ancak ortada şimdi Avarel - Red Kit - Rin Tin Tin üçgeni oluşmuştur.



Behzat Ç., Harun, Hayalet ve Akbaba'dan oluşan ekibiyle Ankara'yı didik didik ederek Red Kit'in suç ortakları olan Gorbaçov Hasan ve Pembo'ya ulaşmaya çalışır. Olay Yeri İnceleme Şubesi'nin genç komiserlerden Songül (Cansu Dere) de bu olayda onlara yardımcı olmaktadır.Bu esnada şüpheli tavırlarıyla dikkat çeken bir görgü tanığına ulaşırlar. İsmi Süleyman olduğu halde kendisini Ahmet olarak tanıtmaktadır. Kendini Ahmet Sanan Süleyman'ın çelişkili ifadeleriyle iş iyice içinden çıkılmaz bir hal alır.Behzat Ç. araştırmalarını derinleştirdikçe emniyet içinde yasa dışı yollarla faaliyet gösteren bir örgütün varlığına ulaşır. O örgütlenme artık çok yükseklerdedir ve Behzat'ın bu olayı soruşturmasından hiç hoşlanmamaktadır.

28 Eki 2011

Aşık Olunca Beliren Özellikler

Aşık mısınız, değil mi? Ruh sağlığından koku alma duyusuna kadar pek çok şeyi etkileyen aşkın kıvılcımları, sizde var mı, yok mu, araştırmaya göz atmakta fayda var.

ABD üniversitelerinin aşk hakkındaki derleme çalışmalarındani. Buna göre aşk, evlilik, evlat sevgisi, hayvan beslemek; insanları sağlıklı, mutlu, dinç ve kırışıksız tutmaya yetiyor.

- Rutgers Üniversitesi'ne göre aşk da tıpkı çikolata gibi, beynin dopamin salgılamasını sağlıyor. Bu salgı da ruh halini, enerji seviyesini yükseltiyor, odaklanmayı kolaylaştırıyor.

24 Eki 2011

Depremin Ardından Göçük Altında Yaşayabilmek İçin Öneriler

Kolay değil ama uzmanlara göre, enkaz altında sakin olabilmek hayatta kalma şansını önemli oranda artıyor. Çünkü stres hormonlarının aşırı salgılanması kalbi fazla çalıştırıyor ve hızla kalp yetmezliğine yol açıyor. Peki, enkaz altında olmak kalp, akciğer ve böbrek gibi hayati organları nasıl etkiler, hangi organ ne kadar dayanır?

Enkaz altında kalan insan neler yaşar?

* Stres hormonları aşırı salgılanır. Büyük bir panik ve kalp çarpıntısı yaşanır. Hayatta kalmak için sakin olmaya çalışmak şart. Uyumak enkazdan sağ kurtulmanın en büyük formülü. Çünkü stres hormonlarının kalbi yorması engellenmiş olur.

* Vücudu sıkışan, kolu bacağı enkaz altında kalan insanın dokuları ezildiği için sinirleri tahrip olur. Dolaşım sistemi bozulur. Bu yüzden kalp fazla kan pompalamaya çalışır.

*Tansiyon hızla yükselir. Kalp daha hızlı çalıştığı için yorulur ve kalp yetmezliği gelişebilir.

EN KRİTİK 10 SAAT
*Enkaz altında sürekli toz, toprak, kireç solumak yabancı maddelerin akciğere yığılmasına yol açar. Nefes alıp verme bozulur. Akciğer yetmezliği, akciğer zarının yırtılması ve akciğerin hava kaçırması başlayabilir. Bu tablo çok risklidir. 10 saat sonra ölüm riski çok yükselir.

ENKAZDAN ÇIKMA ANI DA RİSKLİ
İnsan 7 gün susuzluğa dayanır. Enkaz altında herkes 4-5 gün yaşayabilir. Havanın soğuk olması bu açıdan avantaj. Sıvı kaybı daha az olur.

Enkaz, kalktığı anda da büyük bir risk var. Vücudun üstündeki yük kalkınca baskı altındaki yaralı veya ölü dokudan salgılanan maddeler böbrekleri iflasa götürebilir..

22 Eki 2011

Brezilya'da Uzaylı Görüntüsü



Brezilya'da bir ormanda seyahat eden iki İngiliz turistin kamerasına takılan uzaylı ve UFO görüntüleri uzaylıların varlığı hakkında yeni bir tartışma başlattı.

Paranormal yazar Michael Cohen tarafından elde edilen bu görüntülerin, Amazon'un Mamus bölgesini ziyaret eden iki İngiliz turist tarafından çekildiğini iddia ediliyor.

İngiliz turistlere sadece bir kaç metre uzaklıkta görülen gümüşümsü renkteki yanıp sönen ışık ve tanımlanamayan varlık, evrende yalnız olmadığımızın kanıtı olabilir.

21 Eki 2011

Erkeklerin Nefret Ettiği Kadın Modelleri

Erkeklere göre kadınlar hem mükemmeller hem de değiller. Bazı kadınlar ise erkeklerin hiç sevmediği türden. Hatta öyle ki bazen erkekleri delirtebiliyorlar... Peki bu kadınların tipleri nasıl, karakterleri nasıl?

1. Seksi silah olarak kullananlar:

İlişkilerde çoğu kadın kendi üstünlüklerini kurmak için erkeklerin seks isteklerine duyarsız kalır. Bu cesur davranış kendi aralarında alkışlanırken, erkeklere göre basit gibi görünen bu insan ihtiyacından kadınların gerçekten vazgeçebileceklerini düşünmemeleri gerekiyor.

2. Vır vır konuşanlar:
Çoğu kadın konuşmayı sever ve eğer bir erkek onlara bir fırsat verirse susmak bilmeyebilir. Bu erkeklerin kadınların ne söylediklerine dikkat etmeyecekleri anlamına gelmez sadece erkekler her detayı duymak istemiyor.

3. Bayılıncaya kadar alış veriş yapanlar:
Alış veriş zamanı geldiğinde, çoğu kadın için bir gün yetmez. Vitrinlere bakmak, tek tek incelemek ve fiyatları bilmek isterler. Bir ayakkabı ve giysi mağazasında yeme, içme ve diğer sorumlulukları düşünmeden saatler harcayabilirler. Erkeklere göre en kötüsü onunla dolaşmasını istemesi.. Mağaza mağaza, amaçsızca, her kıyafete ve ayakkabıya bakarak gerektiğinde büyük paralar ödemekten sıkılıyorlar

19 Eki 2011

ideal göğüs ölçüsü bulundu !


İngiltere’de gazetelerin 3’üncü sayfa güzelleri arasında yapılan araştırmada ideal göğüs ölçüsü hesaplandı.

College London Üniversitesi ve Royal Free Hastanesi'nin üç ay boyunca ortaklaşa yürüttüğü araştırmada 100 göğüs incelendi.

Üçüncü sayfa güzelleri olarak seçilen kadınların doğal göğüsleri bilgisayar ortamında boyutları ve biçimlerine ayrıldı. Göğüs ucundan itibaren göğsün alt ve üst kısımlarının ideal oranları, üst kısım için yüzde 45, alt kısım için yüzde 55 olarak belirlendi. Araştırma, estetik cerrahide ideal göğüs oranlaması adına bir ilk teşkil etti.


Cinsel ilişkide ideal süre ne kadar?

Yapılan araştırmalar, cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu.

Stockholm'de düzenlenen Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kongresinde sunulan araştırmalar, tatmin sağlayıcı cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu

ABD Mid-Michigan Sağlık Merkezleri Tıbbi Direktörü Dr. Matt Rosenberg, "Cinsel ilişkinin saatlerce sürmesi gerektiği yönündeki genel kanının aksine, ABD ve Kanadalı cinsel ilişki terapistlerinin yürüttüğü yeni bir çalışmada, tatmin edici cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika arasında sürdüğü ortaya koyuldu" dedi.

18 Eki 2011

Tek başlıkta üç film tavsiyesi

BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Üç dört haftadır ailemde çeşitli sağlık sorunları vardı. Bu sebeple zamanımın büyük çoğunluğu evde geçti ve bir çok film izleme fırsatım da oldu. Her izlediğim filmi ayrı ayrı yazmaktansa, hepsini bir başlıkta toplamak daha iyi gibime geldi.

1- Fargo



Fargo1996 yılında iki Oscar ödülü almış olmasına rağmen adını hiç duymadığım bir filmdi. (En İyi Kadın Oyuncu Akademi Ödülü (Frances McDormand) - En İyi Özgün Senaryo Akademi Ödülü (Joel ve Ethan Coen) Twitter'da Ahmet Hakan'ın bir twitinde Fargo'yu tavsiye etmesiyle dikkatimi çekti. Genellikle ödül alan filmleri sıkıcı bulurum. Zira ödülü genellikle ağır psikolojik filmler elde eder. Ailece oturup izlemek için bu tarz filmlerin kötü tercihler olduğunu düşünürüm.

Fargo bahsettiğim ödül alan filmlerden biraz daha farklı bir film. Konusu basit ve etkileyici. Zengin kayınpederinden hoşlanmayan William'ın maddi durumu pek iyi değildir. Bir şekilde ondan para sızdırmak ister ve kötü bir plan yapar. İki haydutla anlaşıp 80bin $'a karısını kaçırmalarını ister. Paranın 40bini haydutlara 40bini kendisine kalacaktır. Haydutlar William'ın karısını kaçırırlar ancak anlaşmadan çok daha sert şekilde ! Bu arada William kayınpederine  1 milyon $ fidye isteniyor der. Yalanlar ve yanlışlar üzerine kurulan bu ilişkilerin çok kötü sonuçları olacaktır.



İzlenmeye değer bir film. Ayrıca Fargo başlarken şu notla başlar:

15 Eki 2011

Beyninizin Sağı mı Daha Çok Çalışıyor Solu mu? TEST


Bu test beyninizin hangi yönünün baskın olduğunu ortaya çıkarıyor! Sağ beyniniz mi daha çok çalışıyor yoksa sol beyniniz mi? Testi çözün, karar verin ve özelliklerinizi görün:

1- Okuldayken hangi dersleri daha çok severdiniz?
a) Türkçe, Resim, Sosyal Bilgiler
b) Fen ve Matematik dersleri

2- Hangi tür sporları yapmaktan hoşlanırsınız?
a) Tek başına yapılan sporları
b) Takım sporlarını

3- Gördüğünüz rüyaları ne sıklıkta hatırlarsınız?
a) Çoğunlukla hatırlarım
b) Ender olarak hatırlarım

4- Konuşurken ellerinizi ve mimiklerinizi ne kadar kullanırsınız?
a) Çok kullanırım
b) Çok az kullanırım

5- İki elinizin parmaklarını birbirine geçirerek kenetleyin. Hangi elinizin baş parmağı üstte kalıyor?
a) Sağ
b) Sol

6- Şu an saatin kaç olduğunu tahmin edin, şimdi saate bakın, yanılma payınız ne kadar?
a) On dakikadan fazla
b) On dakikadan az

7- Aşağıdakilerden hangisini daha kolay hatırlarsınız?
a) İnsanların yüzlerini
b) İnsanların isimlerini

8- İki gözünüzü açık tutarak elinizdeki kalemi, bir cam kenarı veya kapı kenarı ile hizalayın. Önce sol gözünüzü, sonra sağ gözünüzü kapatın. Hangi gözünüzü kapatınca kalem daha az oynuyor?
a) Sol gözümü kapatınca
b) Sağ gözümü kapatınca

12 Eki 2011

Kadınlar Erkeklerde Farketmeden 20 Saniyede İzlenim Yaratıyor !

Erkekler; karşılarındaki kadın hakkında ipucu sayılabilecek işaretleri çok çabuk okuyor ve değerlendiriyorlar. Yani biz kendimizi istediğimiz gibi göstermeyi başardığımızı sanırken, aslında çok büyük ölçüde ele veriyoruz. Karşı cinsin tanışma anında ve sonraki 20 saniye içinde hakkınızda ne gibi bilgiler edindiğini ve bunları nasıl yorumladığını öğrenmeye hazır mısınız?

Her duygusal ilişkinin uzun bir tanıma süreci gerektirdiğine mi inanıyorsunuz? Oysa erkekler tanışma anından itibaren 20 saniye içinde karşılarındaki kadın hakkında ihtiyaçları olan çoğu bilgiyi ediniyor ve nihai kararı veriyorlar. Görünüşe bakılırsa kendimizi düşündüğümüzden çok daha çabuk ele veriyoruz!

İnsan âşık olunca karşısındaki kişiyi objektif olarak değerlendirme becerisinden genellikle yoksun kalır, iyiyle kötüyü ayırt edemeyecek hale gelir. Bu ruh halinin, bu uçuşun çok da uzun sürmediğini, günün birinde sona erip yerini tekrar aklın hâkimiyetine, gerçeği gören gözlere, yere basan ayaklara bıraktığını tabii ki hepimiz biliyoruz. Günün birinde ama ne zaman? Son yıllarda durmadan aşkın ömrünün ne kadar olduğunu tartışıyoruz. Birkaç hafta mı, altı ay mı, Frédéric Beigbeder’nin söylediği gibi üç yıl mı, yoksa yine onun söylediği gibi evde uzamaya açık mı? Erkekler için bunların hiçbiri geçerli değil! Çünkü duygusal beraberlik konusundaki kararlarını tam 20 saniyede veriyorlar. Evet; yanlış okumadınız sadece 20 saniyede! Beden dili ve etkileri üzerine yapılan son araştırmalar, erkeklerin bir kadınla tanıştıktan sonraki ilk 20 saniye içinde onunla ilgili hatırı sayılır sayıda veri elde ettiklerini ortaya koyuyor. Her erkeğin bu verileri doğru şekilde anlamlandırıp bilinç düzeyine taşıyabildiğini iddia edemeyiz fakat genel olarak karşı cinsin ilişkiye girip girmeme konusunda bizim kadar kararsız olmadığı kesin!

Psikolojik Analiz - Karakter Testi

Aşağıdaki resimler psikologlar tarafından ortaya çıkarılmış, defalarca test edilmiş, şekiller ve renkler değişerek bugünkü halini almış. Hangi resim size yakın geliyorsa seçin, dokuz ana karakterden hangisi size uyuyor bulun !

1. Içedönük-Hassas-Kolay Etkilenen: Kendinizle ve cevrenizle ilgili dusuncelere
etrafinizdaki cogu kisiden daha sik ve daha derin bir sekilde daliyorsunuz. Ustun koru
hareketler ve konusmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalniz
kalmayi tercih edebiliyorsunuz. Ama yakin arkadaslarinizla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli
ki bu da size ihtiyaciniz olan uyumu ve gucu getiriyor. Yine de yalniz basina kalmaktan hic
sıkılmıyorsunuz.

9 Eki 2011

Yaran, düşündüren, güldüren, sosyal paylaşım sitesi iletileri

Bu sabah bir anahtar olun ve hayatınızdaki kilitleri açın.
Bir dostunuzun elinden tutun.
Bir denizyıldızının hayatını kurtarın.
Bir gülücük fırlatın gökyüzüne, tüm gözyaşları umut olsun
Öyle mutlu gözlerle bakın ki yer yüzüne
Her Şey Kalbiniz Kadar Güzel Olsun…

-----o-----o------

İnsanlar Değerli Olmayı Unuttular, Önemli Olmaya Çalışıyorlar...

-----o-----o------

Calisiyor musun? diye soruyorlar.
TABI KI CALISIYORUM!!!
Ben aile yöneticisiyim, çalar saatim, asçıyım, öğretmenim, dadıyım, hemşireyim, ütücüyüm, alım satım şefiyim, taşımacıyım, antrenörüm, kuaförüm, psikologum, bodygaur'dım, geleceği tahmin ederim, navigasyonum (her şeyi bulurum), şoförüm, bankamatiğim 24/7, 365 gün hazırım. :) istiyorsan omzumda ağlayabilirsin, dinleyiciyim.. Bir de çalışıyorum işte o kadar... :)
ÇÜNKÜ BEN BİR ANNEYİM

-----o-----o------

Nazik olmak için, bir gülümseme beklemeyin...
Sevmek için, sevilmeyi beklemeyin...
Bir arkadaşın değerini anlamak için, yalnız kalmayı beklemeyin...
Duaya inanmak için, acıları beklemeyin...
Özür dilemek için, diğerinin acı çekmesini beklemeyin...
Ve de barışmak için, ayrılığı beklemeyin…

-----o-----o------

Ben hiç para biriktirmedim...
İnsan biriktirdim. Arada bozuk olanlar çıktı; onları da harcadım gitti...

-----o-----o------

Kaleyi sattım, Filler isyanda, Vezirim intihar etti.
Bu arada atları da özgür bıraktım... Çevremdeki piyonlardan zaten hayatım boyu medet ummadım...
Şimdi ŞAH olduğunu düşünen varsa buyursun hamlede bulunsun ;)

-----o-----o------

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder...

-----o-----o------

8 Eki 2011

Einstein ile Sohbet !



EINSTEİN'la ölümüne yakın yapılan, kütüphanelerin tozlu raflarından çıkarılıp günümüzde tekrar hatırlanması gereken bir sohbet.

- Dünya neden kaoslar silsilesi yaşıyor?

- Dünya  kaosları kötü kişiler ve kararlardan dolayı değil olanları durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden yaşıyor.

-Dünya nereye gidiyor?


- 3. Dünya Savaşı doğal kaynak eksikliğinden çıkacaktır. O savaşta  hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama  4. Dünya  Savaşı'nda taş  ve sopalar olacağını biliyorum.

- Siz atomu keşfettiniz, Hiroşima ve Nagazaki'nin tepesinde atom bombası patlattılar. Ne düşünüyorsunuz?


- Her savaş  insanlığın ilerlemesini engelleyen kötülük zincirine  bir halka ekler. Ben atomu insanlığın yararı için keşfettim. Ama insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar. Böyle olaca ğını bilseydim, bir ayakkabı tamircisi olurdum.

30 Eyl 2011

Zaman Yolculuğu Mümkün mü? (Belgesel)

"Merhaba Ben Stephan Hawking,
Fizikçiyim, kozmolog ve hayalperest. Hareket edememe ve bir bilgisayar yardımıyla konuşmama rağmen zihnim özgür...


Zihni, evreni keşfetmek ve zaman yolculuğu mümkün mü gibi soruları sormak için ÖZGÜR !


Geçmişe bir kapı açabilir miyiz? Yada geleceğe bir kestirme yol? Sonu olarak zaman hakim olmak için doğanın kanunlarını kullanabilir miyiz?"

Discovery Science'ın zaman yolculuğu hakkında hazırlamış olduğu bu mehteşem belgeseli izlemenizi tavsiye ederim.




29 Eyl 2011

Dünyanın En İlginç Çiçekleri - Vahşi Çiçekler


Çiçekleri hep iyi huylu, insanlığa yararlı türler olarak bildik. Bize en azından öyle öğretildi. Size göstereceğimiz bu 6 çiçek dünyanın en garipleri arasında.


1-Nepenthes Truncat


Etçil bitkiler arasında en insan canlısı ve evde yetiştirmeye uygun olanı. En büyük hobisi fare ve böcek yemek. Sevgilinize durumu açıklamayı unutmayın da dudağının yarısını çiçeğe kaptırmasın.

28 Eyl 2011

Yüzde Yüz Yerli İnsansı Robot Görücüye Çıktı

Konya'da bir yazılım firmasınca yaklaşık 2 yıldır yürütülen ARGE faaliyetleri sonucunda, insan görünümünde, sorulara cevap verebilen, sesli komutları yerine getirebilen, matematiksel işlemleri yapabilen, insan kas sistemini ve hareketlerini taklit etme yeteneğine sahip robot geliştirildi.

Merkezi Konya'da bulunan Akınsoft Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Akın, yaptığı açıklamada, firmalarının 120'yi aşkın yazılım arşiviyle Türkiye'nin en büyük yazılım şirketi olduğunu, ürettikleri bu yazılımları 12 ülkeye ihraç ettiklerini söyledi.

Akın, 1995'te kurulan firmalarının hedeflerinden birinin de robot çalışmaları olduğunu belirterek, bu kapsamda 2009'da robotik teknolojileri konusunda araştırmalar yapmak üzere laboratuvar kurduklarını, burada ARGE faaliyetlerine başladıklarını bildirdi.

''Akıncı-1'' adını verdikleri robotun, bir insanın figürlerini yapabilecek şekilde kas yapısına sahip olduğunu belirten Akın, şunları kaydetti:

27 Eyl 2011

Hayır Diyememek İletişim Bozukluğuna Sebep Olur




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Pazar günü bir gazetede dikkatimi çeken bir konu vardı. Konu "Gerektiğinde Hayır Diyebiliyor musunuz?" Belki de en önemli iletişim bozukluğu sebebi hayır diyememektir. Kimi zaman bencil görünmemek için, kimi zamanda karşı tarafın tepkisinden çekinerek "hayır"larımızı yutup içimize atıyoruz ve istemediğimiz yerlerde veya istemediğimiz hallerde kalabiliyoruz.

Hayır diyememek kendimize zarar olduğu gibi , güvenip beraber yola çıkılan kişilerle de aramızın bozulmasına sebep olabilir.

Oscar Wilde "Sadık Arkadaş" adlı hikâyesinde zengin bir değirmencinin en yakın arkadaşı talihsiz bahçıvan Hans'ı anlatır. Zavallı bahçıvan, değirmencinin kölesiydi aslında. Değirmenci "rica" ile durmadan bir şeyler talep eder, "hayır" cevabını da kabul etmez. Eh, sonuçta Hans da "hayır" diyebilen biri değildir. Her şeyini değirmenciye verir, tüm hizmetlerini de görmektedir. Değirmencinin karısı ve çocuklarının da isteyecek bir şeyleri hep olur. Ama fırtınalı bir havada gene değirmenci için koştururken Hans'ın başına bir sürü kaza gelir. Ve ölür. Kıssadan hisse mi? "Hayır" diyememek öldürmese de süründürür.

Psikologlar, uzmanlar gerektiğinde kime nasıl hayır dememiz konusunda çeşitli çalışmalar yapıyorlarmış. Psikoterapist Emma Baskerville'ın bu konuda yaptığı araştırmanın notları şöyle:

23 Eyl 2011

Sevgilinizle Telefonda Konuşmanın 10 Altın Kuralı

 Erkeklerle kadınların telefon ve bilgisayar gibi iletişim araçlarına bakış açıları çok farklı. Erkekler bu araçları bilgi almak için kullanırken, kadınlar duygu ve düşüncelerini paylaşıyorlar. Konuyu araştırırken çok eğlendik. Sonuçların sizin de ilginizi çekeceğinden eminiz!

Boş konuşmayın

Erkeklerin çoğu, telefonda uzun uzun konuşmaktan hoşlanmaz. Hele siz “Bugün ne yaptın?” sorusunu günlük programınızı dakika dakika anlatarak yanıtlıyorsanız, dikkati bir süre sonra dağılacaktır.

Bu yüzden tabii ki telefonda sohbet edin ama konuyu çok fazla uzatmayın. Sizin için önemli meseleleri ise buluşmalarınıza saklayın. Doğal olun ve en yakın arkadaşınızla sohbet ediyormuş gibi konuşun ama “Saçımın kırıklarını aldırmam gerek ya da epilasyon yaptıracağım” gibi “kızsal” konuları yakın arkadaşlarınıza saklayın.

Eğer o, sizi arıyorsa bırakın konuşsun ama eğer arayan sizseniz konuşmayı mümkünse kısa tutun.

Erkek ne zaman ve ne sıklıkta aranmalı?

Gizli Reklamlar Bilinçaltımızı Etkiler mi?


Bilinçaltına işleyerek tüketimi yönlendiren 'gizli reklam' diye bir şey gerçekten var mı? 

Televizyon ve sinemada uzun süredir tartışılan ‘bilinçaltını hedefleyen reklamlar’ (subliminal) artık internetteki multimedya uygulamaları için de tartışılıyor. Peki böyle bir reklam tekniği gerçekten var mı?

‘Eşik altı algılama’ 60’lardaki soğuk savaş döneminde ortaya atılmış bir kavram. 35 mm sinema filmleri saniyede 24 kare hızla geçer. Araştırmacılar her 24 karede bir, filme başka bir görüntü eklenip saniyede 25 kare hızla oynatılırsa izleyenin o farklı kareyi algılayacağını, bilinçli olarak fark etmese de o görüntüden etkileneceğini varsaymıştı.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...