ads

27 Ara 2010

Muhibbiler Blog'da 2010 Nasıl Geçti?




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Okuyucu için ne kadar önemlidir bilemiyorum ama her sene sonunda bir andaç gibi bir şeyler hazırlamak adettendir. Bizde bu adete uyup Muhibbiler Blog için 2010 yılının nasıl geçtiğini anlatalım:

2010 yılının Haziran ayına kadar askerde olmam sebebi ile iki üç yazı ancak girilebildik blogumuza. Ancak buna rağmen, bitirdiğimiz 2010 yılı Muhibbiler Blog açısından olumlu geçti diyebiliriz. Öncelikle 2009 yılının sayısal verilerini sunalım ki, ne demek istediğimiz daha net anlaşılsın.

2009 yılında toplam 25000 civarında ziyaretçi ve 40000 sayfa görüntülemeye ulaşabilmiştik. Ay başına ortalama ziyaret 1500- 3000 aralığında gezmişti ve yalnızca aralık ayında 6000 üzeri bir rakama ulaşabilmişti. Aralık ayındaki o artışın sebebi ise Arda kardeşimin yazdığı Noel Baba yazısı ve benim kaleme aldığım Neden yılbaşında hindi yenir yazısından ileri gelmekteydi.

2010 senesine baktığımızda ise rakamla oldukça değişmiş durumda. Toplam ziyaretçi 45000 ve toplam sayfa görüntüleme 65000 bin civarındadır. Bu rakamlar bir önceki yılla karşılaştırıldığı zaman çok ciddi artış gözlenmektedir. Aylık ziyaretçi aralığı 3800 - 5000 aralığında gezerken, haziran ayı ile birlikte her ay artış göstermiş ve kasım ayında 9000 ziyaretçiye ulaşmıştır.

Yazı olarak incelediğimizde ise en çok neler okunmuş şöyle sıralanıyor:

20 Ara 2010

Ahaaa iş yaşamı !




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Ekonomik yaşam hakkında saatlerce fikir üretilebilir. Örneğin bir dağ başında, ekmeğini yapıp, domatesini toprağa eken adamda yaşıyor; büyük şehirlerde haftanın 6 gününü işe gidip gelerek geçiren adamda yaşıyor. Aradaki farkı yaşatan sebepler ise insanın istek ve ihtiyaçları oluyor.

İnsanın temel amacının yaşamak olduğunu ve çalışmanın yaşamak için gerekli olan zorunluluk olduğunu düşünmekteyim. Ancak bu düşünce sanayileşen toplumlarda çok fazla yanıt bulamamaktadır. Güç , iktidar ve ihtiraslar insani değerleri ezip, onların hayatlarını birbirine benzeştirmektedir.

Birbirine benzeşen hayatlar serüvenine artık bende katılıyorum. Öyle olmamasını umarak ! =)

Zira yazı yazmak, film izlemek, kitap okumak, gezmek ve gezip gördüklerini paylaşmak insanı farklılaştırıyor. Kısa zamanda iş yaşamına adapte olup yörüngemizi şaşmadan yola devam etmemiz dileğiyle...

Rasgele =)

16 Ara 2010

Mustafa Balbay'ın Zulümhane isimli Kitabının Yorumu



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Mustafa Balbay... Sözde terör örgütü "Ergenekon"un kilit isimlerinden diye anılmakta aylardır.

650 günden fazladır, hapis yatmakta. Ne için yattığının cevabını bir türlü bulamamış, Cumhuriyet gazetesinin neferlerinden sadece biri.

Kitabıyla da zaten, bunları anlatıyor.

"Zulümhane"yi anlatıyor...

Hayatından kesitlerle başlıyor kitabına, babasından bahsediyor, gazeteciliğe basladığı günleri anlatıyor. İlk atlatma haberini, Ege'nin incisi İzmir'den sonra, nasıl gazetesinin başkent temsilcisi olduğunu anlatıyor.

Gazetecilik okuyan arkadaşların, özellikle bu kısımlardan kendisine ders çıkartacağı çok yer olduğu kesin.

Soruşturma süresince yasadıklarını, baştan sona anlatırken, önce hüzünlü bir baba ve esini arkasında bırakan bir koca olduğunu fark ediyorsunuz.
Uydurma bir örgüt

Birbiriyle ilgisi olmayan kişiler

Gizli tanıklar ve hayal ürünü iddialar

İçinden çıkılmaz hale getirilen bir dava

-Mustafa Balbay-

Hapishanesiyle, mahkemesiyle 'Silivri Toplama Kampı', ortaçağ mantığının 21. yüzyıl olanaklarıyla donatılmışıydı.

Filistin askısı yok, dijital işkence var.

Kalabalık koğuşlar yok, yalnızlaştırma var.

Hukuk yok, 'Kuvvetli şüphe' var.

Cumhuriyet savcısı yok, hükümet savcısı var.

Silivri kapıları, pencereleri demir, biz çelik.

Silivri dünyanın en büyük demir-çelik tesisi...

-Mustafa Balbay-

(Tanıtım Bülteninden)

13 Ara 2010

Av Mevsimi Filmi Yorumum


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Av mevsimi filmini izlemek için bu hafta sonu salondaki yerimizi aldık. Film hakkında yapılan olumlu yorumların yanı sıra, Şener Şen'in iyi bir oyunculuk sergilemediği filmin beklenildiği kadar etkileyici olmadığı yorumlarına da denk gelmiştim.

Film hakkındaki yorumlarıma geçmeden kısaca konusundan bahsetmek gerek:
Tecrübesi, sezgileri ve takipçiliği ile tüm teşkilatın "Avcı" olarak bildiği Ferman (Şener Şen) ile yalnızca bakışları ile bile lakabının hakkını veren "Deli" İdris (Cem Yılmaz) cinayet masasında görevli, baba oğul kadar yakın iki polistir. Antropoloji mezunu sessiz sakin Hasan (Okan Yalabık) ise bu ikiliye yeni katılmış bir "Çömez"...
Öldürülen bir genç kız onları uyuşturucu taciri Asit'le, Türkiye'nin en zengin adamlarından Battal Çolakzade'ya (Çetin Tekindor), kızın ağabeyleri Abbas, Vakkas ve daha bir çok farklı insanla bir araya getirecektir.
Hayatını eşine adayan ve onun hastalığıyla boğuşan Ferman,  boşandığı eşi Asiye'ye (Melisa Sözen) tutkuyla bağlı İdris, yeni mezun ve bu dünyaya yabancı Hasan...Çözmeye çalıştıkları bu cinayet üçünün de hayatını değiştirecektir...



8 Ara 2010

Kazım Koyuncu - Şair Ceketli Çocuk...




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Devrimi düşlüyorsan ona göre yaşarsın. Yürüyüşün farklı olur. Bakkala, manava başka türlü davranırsın. Bunun için kimse sana puan yazmaz tabii ama anlarlar. Orada birisi farklı yürüyordur...

KAZIM KOYUNCU

Cem Yılmaz'ın son filmi Av Mevsimi'nde söylediği "Hayde" türküsünü çoğu kişinin ilk defa dinleniyor olması üzücü bir durum. Popüler kültürün esiri haline gelen toplum, Karadeniz müziğinin efsane ismi , devrimci Kazım Koyuncu'ya ait olduğunu bilmiyor. Şu şartlarda Cem Yılmaz'a teşekkür etmek gerekiyor, yurdum insanına Kazım Koyuncu'yu hatırlattığı için !

Askerde bir abim vardı. Ali abi. Onun Kazım Koyuncu'yu anlatırken söylediği tek cümle vardı. Onu, yine onun türküsüyle anlatırdı. "Koyverdin gittin beni, Allah'ından bulasın... Kimse almasın seni, yine bana kalasın..." Kazım Koyuncu işte bu kadar sade, doğal bir sanatçıydı.



2005 yılında aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu'nun hayatını anlatan Şarkılarla Geçtim Aranızdan isimli belgesel dvd'si 2007 yılında piyasaya çıkmıştı. Bu dvd'yi Ümit Kıvanç, Kazım için düşüncelerini şöyle açıklıyor:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...