ads

29 Eyl 2010

Aşk Köpekliktir (Ahmet Ümit) Kitap Yorumu


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Ahmet Ümit'in anlatımıyla Aşk Köpekliktir kitabı:
"Bugüne kadar aşk romanları yazıldı ama bugüne kadar yazılanlarının çoğu bence tecimsel yani ticari amaçlı yapıldı. Türkiye'de kadın bir uyanış içerisinde yani kadın uyanıyor ve haklarına doğru yürüyor. Bu haklarına doğru giderken kadını çeken ilk şey cinselliktir. Ama diyorlar ki sen cinselliğini yaşa özgür olursun. Cinselliğini yaşamalı kadın ama kadın önce birey olarak var olmalı. Kadını sadece beden olarak anlatıyor bu kitaplar; o zaman 40 yaşından sonra bütün kadınları kadın yapmamız lazım. Aşk iyidir güzeldir pembedir bulutlara uçurur gibi yalanlar var, bir yanıyla doğrudur. Ben aşkın öteki yüzünü anlatıyorum. Hakikaten aşık olan insan köpektir. Hakiki aşk insanı köpek yapar, köpek gibi dolaştırır. Kitap bu yönünü anlatıyor."

Aşk Köpekliktir ismi ne de çekici gelir platonik bir aşığa yada bir aşkı tek başına taşıdığını düşünene. Oysa en çokta onların uzak durması gereken bir kitap bu bence. Zira hayatın yekten siyah yada beyaz olmadığını, inatla her kitabında anlatmaya çalışan Ahmet Ümit, aşkı da acısıyla, ihanetiyle, yüzüstü bırakmasıyla hatta cinayetle anlatmış. Her polisiye kitabında olduğu gibi, dokuzu kısa biri nispeten daha uzun aşk hikayeleri hep şaşkınlıkla, boşlukta kalmayla bitiyor. Hani mutlu son desen değil, mutsuz son desen o da değil... Ahmet Ümit romanı gibi biten hikayeler "Aşk Köpekliktir"

İçindeki hikayelerin başlıkları şöyle: Aşk Bir Mucizedir, Kafi Değildir Aşk, Aşk Çözümsüz Bir Problemdir, Aşk Bir Cinayettir, Aşk Bir Düellodur, Aşk Bir Yanılsamadır, Aşk Bir Özentidir, Aşk Bir Ütopyadır ve Aşk Köpekliktir.
Arka kapak yazısı:

Aşkın bütün halleri... Tutkunun aklımızı ele geçirmesi. Kötülüğün en güzel biçimi... Rezil olmaktan duyduğumuz haz... Kırılan umutlarımızın lezzetli kederi... Çiğnenen onurumuzun getirdiği kibir.Vicdan tutulması, bencilliğin son kertesi, yanılsamanın en derin anı... İmkânsız olanın çekiciliği... Yani gönüllü kölelik... Yani insanoğlunun en masum hali... Yani bildiğiniz delilik... Yani en yalansız aşk öyküleri...

28 Eyl 2010

Ahmet Ümit Twitter'da Okurlarının Sorularını Yanıtladı


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

28 Eylül 2010 günü Twitter'da Everest Kitap hesabının konuğu olarak Ahmet Ümit takipçilerinin sorularını yanıtladı. Bizlerde bu etkinliği hem Twitter hesaplarımızdan, hem de Facebook Muhibbiler sayfamızdan duyurmuştuk. İşte o etkinlikte sorulanlar ve yanıtları:

NOT: Harf hataları dışındaki hiçbir şey değiştirilmemiştir.

Everest Kitap: Ve huzurlarınızda Ahmet Ümit!

Everest Kitap: Merhaba yoldaşlar.

Bhdrlr: Ahmet Bey merhaba, Ajanda Dergi yazarlarındanım. Öncelikle dergimiz röportajına ayırdığınız zaman için teşekkür ederim. Kitaplarınızı çok büyük keyifle okuyorum. Ancak benim sorularım daha çok kitapsever yönünüzle ilgili olacak =) Satın aldığınız ilk kitabı hatırlıyor musunuz ? Kitaplığınızda en çok değer verdiğiniz kitap ve en sevdiğiniz yazar ? Diğer sorum ise; en sevdiğiniz roman karakteri kimdir ?


Everest Kitap: Sanırım 9-10 yaşlarındaydım. Köroğlu hikâyeleri. Bir sürü sevdiğim ve değer verdiğim kitap var. Ama yazar olarak Shakspeare'i... kitap olarak da Küçük Prens'i söyleyebilirim. En sevdiğim roman karakteri ise Budala romanından Prens Mişkin.

Özge Dinç: Ahmet Bey merhaba. Romanlarınızı ne kadar sürede yazıyorsunuz? Yazılması en uzun süren romanınız hangisiydi?

Everest Kitap: Genel olarak iki yılda yazarım. Bir yıl araştırma, bir yıl yazımı sürer. Ama İstanbul Hatırası 10 yıllık bir sürecin ürünüdür.
Özge Dinç: Üslup ve edebiyat görüşü açısından etkilendiğiniz, "ustam" dediğiniz isimler var mı?

Everest Kitap: Dostoyevski'nin üslubunu ve roman anlayışını beğenirim. Gereksiz süslü bir dilden kaçınmak, hikâyenin ihtiyacı olan dili bulmak... ve önemli bir meseleyi anlatmaya çalışmak.

Ebru Sağlık: Ahmet bey merhaba,mutlaka okunmalı dediğiniz ilk 5 kitap hangileri olurdu?

21 Eyl 2010

Tarihin Tartışmalı Padişahı Abdülhamid Kitabı Yorumum


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Osmanlı İmparatorluğu'nun 34. Padişahı Sultan II. Abdülhamid; İngilizlerin, Ermeni Komitacılarının ve onlara çanak tutan bazı İttihatçıların dediği gibi "KIZIL SULTAN" mı?

Siyasi hatalarını, kişisel kusurlarını birer keramet derecesinde göstermek, daha da ileri giderek kutsallaştırmak çabasındakilerin iddia ettikleri gibi cennet mekân "ULU HAKAN" mı? Yoksa; maaşlarını muntazam alamayan asker, memur ve askeri yatırım önerilerinin fazla dikkate alınmadığını zanneden kurmay sınıfı ile, kendisinden bekledikleri çıkarları sağlayamayan muhaliflerinin dediği gibi "PİNTİ HAMİD" mi?

"Tarihin En Tartışmalı Padişahı: Abdülhamid" Osmanlı İmparatorluğu'nun zayıflayıp Avrupa'nın Osmanlı'nın kaderini çizmeye başladığı ve ne zaman ölecek diye gözünün içine baktığı bir dönemde, iç ve dış politikaları ile Osmanlı Devleti'ne 33 yıl gibi bir zaman kazandırmada büyük payı olan Sultan II. Abdülhamid'i tanımanız ve döneme bambaşka bir pencereden bakabilmeniz için hazırlanmış özenli bir çalışma... (Arka Kapak Yazısı)

M.Kemal Pekdemir'in ilk ve tek kitabı olan Tarihin Tartışmalı Padişahı Abdülhamit kitabını bu arka kapak yazısı satın aldırdı bana. Yazarın ilk ve tek kitabı olmasına rağmen oldukça iyi bir içeriğe sahip eser.

18 Eyl 2010

Muhibbiler'de İki Yılın Muhasebesi



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

İki yıl önce bugün ne düşünerek başladık blog yazmaya diye düşünüyorum...

Şunu çok iyi hatırlıyorum ki, bloglar hakkında , blog yazmak hakkında hiçbir fikrimiz yoktu...

İyi blog , başarılı bir blog nasıl olunur ölçüt nedir bilmiyorduk.

Sadece yazma amacıyla yola çıkmıştık. Okulumun son yılıydı ve büyük zamanım evde geçecekti. Hem oyalanırım, hem de arkadaşlarımla yazdıklarıma dair şakalaşırız zamanı geçiririz diye düşünmüşümdür heralde...

Hande ve Gökhan'a bu düşüncemi sunup yazmalarını teklif ettim, onlarda kabul ettiler... O dönemde bloggum internet sitesi altındaydık. Tasarımı en rahat, en kolay o görünmüştü gözümüze.

Etkili bir yazı hazırlama isteği kabardı bu seferde içimde. Bir şey yazmalıyız ve adeta bir gazete içeriği sunar gibi olmalıyız diye düşünmüştüm. Aklıma gelen konuda İzmir'in eski zaman geçidi Kızlarağası Hanı olmuştu. Sözleşip hana gittik Hande'yle beraber. Fotoğraflarını çektik, röportajlar yaptık, tarihçesini araştırıp derli toplu bir içerik hazırladık han için. Hatta o derece ki biz o yazıyı hazırladığımızda Kızlarağası Han'ının bugünkü gibi bir internet sitesi yoktu. Belki de onlara da ön ayak olmuşuzdur...

8 Eyl 2010

Osmanlı'nın İlk ve Son Anayasası Hazırlayanına Sürgün Getirdi !



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Osmanlı Devleti'nin ilk ve son anayasası "Kanun-i Esasi" , bugünkü anayasa tartışmalarından çok daha zorlu bir yoldan doğmuştu. İktidar mücadeleleri, sürgünler, tehditlerle geçen o dönemden bir kesit sunmak isterim:

1299'dan 1876'ya kadar meşrutiyet anlayışı dışında bir idare şekli ile yönetilen Osmanlı Devleti'ni Fransız İhtilali'nden sonra dünyayı hızla saran demokratik sistem tehdit etmeye başlamıştı. Klasik monarşilerin yaşama şansı halkla ortak bir idare kurulmasına bağlıdır. Osmanlı idarecileri bu gerçeğin farkındaydı. Yalnız Osmanlı toplumunun kendine has bir sistemi olup, Batının demokrasi ile birlikte geliştirdiği toprak, endüstri, sermaye birikimi gibi hususlara çok yabancı kalması Batı ile aramızdaki farkı yaratıyordu. Bu bakımdan Osmanlı Devleti bünyesine uygun bir anayasa hazırlamak uzun bir zaman gerektiriyordu. Ancak Sadrazam Mithat Paşa aceleci davrandı ve bunun bedelini ağır ödedi !

Kanun-i Esasi'nin ilk çalışmalarını Sadrazam Mehmet Rüştü Paşa'nın başlatması gerekliydi ancak 2,5 aylık sadrazamlığı sonunda Rüştü Paşa istifa etmişti. Ayrılırken yerine Mithat Paşa'yı önermişti. Saray ekibinin de aynı görüşü paylaştığını fark eden Sultan Abdülhamit ise Mithat Paşa fikrini benimsemiyor ve kendisinden pek hoşlanıyordu. Ama onun yerli ve yabancılar üzerinde bıraktığı itibar ve şöhreti de göz ardı edemezdi. Böylece Mithat Paşa sadrazam oldu.

Kanuni Esasi metinlerinin tespiti çalışmalarında, Mithat Paşa, sultanla aralarında hükümet idaresi ve diğer bazı maddelerde anlaşmazlığa düşmüşler, ayrı fikirleri paylaşmışlardı. Bu bakımdan kendisi hakkında padişahın ne düşündüğünü tahmin ediyor ve fazla güven duymuyordu. Buna rağmen kabul etmesinde en büyük etken, etrafına fazla güvenmesi ve arkadaşlarına "benim arkamda millet var" diyerek padişahın kendisi hakkında olumsuz görüşlerini bildiği halde mücadele edebilecek gücü kendisinde görmesindendir.

4 Eyl 2010

GS Sözlük Yazarı Mustafa'yla Sezon Başı Röportajı



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Muhibbiler'de şuana kadar pek röportaj denememiz olmadı. Kızlarağası hanı çalışmamızda kısa kısa kayıtlarımız vardı fakat o çalışma üzerinden iki yıl geçmesine rağmen herhangi bir konuda röportaj çalışması yapmamıştık. Geçenlerde dostlarımızla oturduğumuz bir masada doğaçlama bir röportaja giriştik. Şansıma karşımda bana çok yardımcı olacak bir arkadaşım vardı; "Mustafa Bilgin" Galatasaray Sözlüğün yazarlarından. Sohbeti muhabbeti şen şakrak bir arkadaşım. Dostlar meclisinde buluştuğumuz Mustafa'yla Galatasaray'ın transferlerini , çatırtılarını , Avrupa Ligine erken vedasını konuştuk. Zevkle okumanız dileğiyle...

2 Eyl 2010

Twitter Hakkında Hiç Fikri Olmayana Nedir, Nasıl Kullanılır?



Benzer içerik bir başka sitede mutlaka yayınlanmıştır, ancak şu son günlerde o kadar çok twitter kullanımı ile ilgili soru geldi ki, artık yazması farz oldu !

Twitter bir sosyal ağdır ve Facebook'a alternetif değildir zira ondan farklıdır. Örneğin fotoğraf yükleyeceğiniz, video paylaşacağınız bir bölümü yoktur. Bunu Twitpic ve twitvid isim bir başka siteyi kullanarak yapabilirsiniz, ki şu sıra onu aklınıza takmayın daha sonra detaylı anlatırım.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...