ads

31 Ağu 2010

İstihbarat Kelimesinin Etimolojisi



Bir çocuğunuz olsa en güzel ismi seçmeye çalışırsınız . Bilirsiniz ki isim önemlidir, yazgı gibidir. İsmin anlamı , çocuğun anlamı olur çıkar...

Büyük sultanlardan , liderlerden seçeriz çoğu zaman çocuğumuzun ismini. Onun gibi yiğit, cesur olsun yada onun kadar güzel zeki olsun isteriz.

Bir çocuğa gösterilen bu özenin kat kat fazlası bir devlete de gösterilir , gösterilmelidir de !

29 Ağu 2010

Moskof Cariye HÜRREM SULTAN- Demet Altınyeleklioğlu


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

"Hiç kuşkusuz ki Hürrem Sultan, Osmanlı Tarihinin en etkin kadın figürlerinden biridir. Bugüne kadar Hürrem Sultan'la ilgili olarak çizilen tasvirlerin, hatta oluşturulan yargıların çoğunluğu gaddar ve acımasız sıfatında yoğunlaştırılmıştır.

Benim kurgulamaya çalıştığım öyküde ise Hürrem, tüm kudretine, Osmanlı Sarayı'nı titreten tüm ihtişamına rağmen, ruhunda fırtınalar kopan tüm kadınlar gibi, geçmişi trajedilerle örülmüş korkuların pençesindedir. Kısa ve mutlu bir çocukluğun ardından sonu gelmez travmalarla boğuşmak zorunda kalması, hayata karşı farklı biçimde yoğrulmasına sebep olur. Kaçırılır, satılır, dövülür, aşağılanır, tacize uğrar. Ama ezilmiş kadınların çoğunlukla seçtiği yol olan geride durmayı değil, mücadeleyi tercih eder. Yaşadığı acılar, intikam ve hırs güdülerini besler. Hayattan ve insanlardan öcünü alır. Çünkü daha taze bir fidanken kıymışlardır ona. Annesinden, ailesinden, yuvasından koparan gaddarlığa karşı, dantel gibi işlediği zekasıyla savaş açar Hürrem.

Hem güzel, hem de dünyayı titreten adamın sultanı olmak, hayranların yanında yılan kadar zehirli düşmanlar da yaratacaktır elbette. Kendisi ve çocuklarını bu düşmanlardan korumaksa ona düşmektedir. Ne pahasına olursa olsun." - Demet Altınyeleklioğlu

24 Ağu 2010

Muhibbiler Blog Kitap Ayraçları İkinci Seri Çıktı !



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


Tam bir yıl önce bu zamanlar Muhibbiler Blog kitap ayraçlarının birinci serisini bastırmıştık. Bu ayraçları bastırırken nostaljik bir hedef belirlemiştim. Nasıl ki seneler önce pul koleksiyonu vardıysa, Muhibbiler Blog kitap ayraçları da onlar gibi sınırlı sayıda üretilip hatıra olarak saklanası eserler olmasını arzulamıştım.

Birinci serinin dağıtımında çok büyük talep gördük. Daha on beş , yirmi gün olmuştu ki çok büyük çoğunluğunu tüketmiştik. Şimdi yine aynı ilgiyi görmeyi arzuluyoruz ve bu sefer İzmir dışındaki takipçilerimize de ulaşmayı hedefliyoruz.

Twitter hesaplarımızdan takip edenlerimize , Facebook sayfamızdan takip edenlerimize ve Blogumuzdan takip edenlerimize çeşitli imkanlarla bu ayraçları paylaşmayı düşünüyoruz. Bu dağıtımlar bu kanallardan çeşitli zamanlarda duyurulacaktır.

Bu ayraçların onlarca yıl basılıp aynı ilgiyi görmesi dileğiyle... =)

Cefe'nin Twitter Hesabı İçin Tıklayın


13 Ağu 2010

Zülfü Livaneli'nin Veda Filmine Yorumum



Zülfü Livaneli'nin Veda filmi 26 Şubat 2010'da gösterime girdi. O tarihte askerde olduğum için izleyemediğim bu filmi dün izleme imkanı buldum. Filmin gösterime girdiği tarihler gazetelerin köşe yazılarında okuduklarım genellikle olumlu yöndeydi. Veda'yı bir çok köşe yazarı Can Dündar'ın iki sene önce yaptığı Mustafa filmiyle kıyaslıyor ve ona göre çok daha başarılı Mustafa Kemal filmi olduğunu söylüyordu.

Dün izleme fırsatı bulduğum bu film sonrası benimde aklıma "Mustafa" filmi için yazdığım yazı geldi. O dönemde birçok insanın yerden yere vurmasına rağmen filmi beğenmiştim. Ancak o filmde öyle kareler vardı ki günümüz Türkiye'sinde o kareleri paylaşmanın çok doğru olmadığını düşünmüştüm.

Veda ise çok daha başka , belki daha etkileyici bir film. En başta belgesel değil sinema filmi. Sadece bu yönüyle Mustafa'nın olumsuzluklarını yaşamayacağı belliydi. Bir filmi yazarsınız; oysa belgeseli derlersiniz !

Veda Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok'un ağzından oynuyor. Bu filmi izleyene kadar Salih Bozok ve Mustafa Kemal Atatürk'ün çocukluk arkadaşı olduğunu bilmiyordum. Filmin sonralarına doğru bir karede Salih Bozok'a Mustafa Kemal'in doktoru "onunla çocukluğunuzdan bu yana berabersiniz hiç kıskanmadınız mı?" diye soruyor. Salih Bozok "Ağrı Dağı'nı kıskanabilir misiniz? İşte o öyle bir şeydir" diyor.

12 Ağu 2010

Çıplak Ayaklı Gece (Ahmet Ümit) Kitap Yorumum



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Arka kapak yazısı:

Ülkenin en kararlı , en özverili , en iyimser çocukları . Sert , acımasız , zalim günler. Zor günlere inat gülümsemelerini korumaya çalışan gençler. Kahramanlıklar , ihanetler , acılar ve aşkla dolu romantik bir yaşam. Demokrasi ateşini, diktatörlüğün en karanlık döneminde yakmaya çalışanların serüveni. 12 Eylül darbesine direnen insanların gerçek yaşamlarından çarpıcı öyküler.

"Çıplak Ayaklı Gece" 12 Eylül darbesi sonrasında ki insan psikolojilerinden kesitler sunuyor. Dokuz gerçek yaşamdan alınma öyküden oluşan kitap, 1992 yılında basılmış. Ahmet Ümit'in ilk eserlerinden biri. Özgürlük için mücadele eden solcu bir yazarın notları da denebilir bu kitap için .

Kitapta en etkileyici öykü "Pezevenk" isimli olanı. Sol bir örgütte bulunan Orhan'ın yaşadığı pişmanlığı , yorgunluğu , hayal kırıklıklarını anlatıyor. Örgüt içinde bir polis olduğuna dair gelen ihbarla her şeyden şüphelenmeye başlayan Orhan'ın iki gününe şahit oluyoruz bu öyküde. Evine döndüğünde ateşler içinde yanan çocuğuna bakarak her an tutuklanma korkusunu yaşıyor. Cam önünden dışarı bakarken ya şimdi gelirlerse , ya beni götürürlerse Emine ne ile yaşarı düşünüyor ? İç dünyasında yaşadığı çelişkiler insan ruhunun gizemli yanlarını sunuyor.

(Orhan'ın tüm gün sokakta duran birinin onu izlediği şüphesini yaşadığı günün gecesinde eşiyle yaşadığı yakınlaşması anında hissettiklerinden bir alıntı)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...