ads

21 Eki 2009

Aktif Dinleme ve Konuşma



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

İletişim'in değişkenleri şunlardır :

Mesajı yollayan --> Mesaj-->  Ortam --> Alıcı ve tekrar başa dönen bu süreçten oluşur.

Bu konuyla ilgili tam yazı yazmayı planladığım sıra , takip ettiğim bloglardan olan Mümin abinin bloguna iyi bir konuşmacı olmanın basit yolu isimli yazı düştü .

İyi konuşmacı olmayı başarmanın ilk koşulu olarak karşınızdaki dinlemenin esas olduğunu belirten bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim .

Bu yazının devamında benim bahsedecek olduğum konu  "aktif dinleme"

Geri-iletim yani , dinlediğinizin bir konuyu doğru anlayıp anlamadığınızın onayını almak şekliyle , kişiler arasındaki iletişim bozukluğunu giderebilecek etkin bir yöntemdir . Aslında geri-iletim en doğru şekilde oturuşunuzdan bakışınıza , tonlamanızdan soru soruşunuza kadar detaylı davranış olsa da en önemli yanı soru sorulmasıdır .

Bir kaynakta şöyle bir örnek vermişler bu konuda :

Bloguna veda eden blogger'ın ardından çıkarılacak notlar...



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Nerden başlamalı anlatmaya bilemiyorum . Kendisi ile hiç tanışmadığım ancak iyi bir blog yazarı olarak bildiğim İzmirli Ali Bahşişoğlu 30 ay sonunda kapattığı alisko.org den mi , yoksa daha bir hafta öncesin aynı noktaya gelip muhibbiler.com veda mı etse dememden mi ?

Muhibbiler'le ilgili bu düşüncelerimden hiç kimsenin haberi yoktu bu yazıya kadar . Sadece , yine İzmirli blog yazarlarından olan Erdal'ın haberi olmuştu . Belki durağanlığın yarattığı değişim ihtiyacından , belki yazdıklarının , anlattıklarının derde derman olmamasından olan bir yorgunluktu... Ama Erdal bir şeyleri hatırlattı bana; anlatıyoruz , paylaşıyoruz , okuyoruz dedi. Bir kişide olsa paylaşılan faydamız olduğunu söyledi.



Meydandan eli kolu çekmek değildi  elbet amacım; yeni hayallerin peşinden koşmaktı . Üstelik çokta güvendiğim hayallerimin peşinden koşmaktı ama şimdilik yeni projeler peşinde koşmaktansa biraz daha devam etmek gerek dedik. Belki askerliğin yaklaşması , belki askerlik sonrası süreç korkuttu ama şimdilik aynen devam dedik. Birazda yazdıklarımızı takip ettiğini ve beğendiğini söyleyen Şeyma'nın katkısını da atlamamalıyım !

15 Eki 2009

Diplomasi Nedir Bide Benden Dinleyin...



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Muhibbiler blog yazarı Arda uzunca bir süredir ortalarda yoktu. Bir ara düşündüm acaba mektup yazsam , ulakla yollatsam ve şöyle yazsam;

"Pek muhterem Arda Bey kardeşim ,

Demokrasinin temeli diyalog, müzakere ve tartışmayla ortak aklı harekete geçirmektir. Sessizliğinizde blogumuza ilişkin gelinen noktayı aktarmak, değerli görüş ve önerilerinizi almak üzere zat-ı âlinizi ziyaret etmek arzu ve niyetindeyim"

Tanıdık geldi bu mektup dimi =)

Üstteki mektup Başbakan Tayyip Erdoğan'ın CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a yolladığı mektubun basına yansıyan kısmının , üzerinde azcık oynanmış hali =)

Mektuplar , açılımlar , buluşmalar , İsrail , Ermenistan , Sarkisyan , Azerbaycan , Obama , Suriye , İran , Irak , Terör derken adeta beynimiz oyuluyor bu gündemde . İnsanın takip edesi gelmiyor bir zaman sonra . Zira yaşanılan hiçbir sıkıntı , son sıkıntı olmuyor . Çözüm için değil adeta günü idare etmek için var siyaset denilen meret .

Tüm bu yaşanılanların bir adı var . "Diplomasi" dedikleri bu akıl oyunu , ruhlarımızı kirletiyor bence. Yoruyor ruhu da , düşünceyi de . Bunca karmaşanın içinde diplomasiyi çok güzel anlatan bir hikayeyi paylaşmak istedim sizlerle:

12 Eki 2009

Savunmacı Davranış Nedir ? Şehir Yaşamında Neden Yalnızlaşırız ?


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


Hayat neden zordur ?

İş yaşamı neden sıkıntılıdır ?

Üniversite , lise yaşamındaki dostluklar iş yaşamı başladıktan sonra neden sekteye uğrar ?

Şehir yaşamında yalnızlaşan insanlar nasıl bu hale gelmişlerdir ?

Savunucu davranış denilerek açıklanabilecek olan bu derin ruh halini biraz açıklayalım;

Tarihte bilinen tüm toplumlar , içinde yaşadığımız karmaşık modern toplum dışında , bireylerin üç yada dört yakın ilişki geliştirmesine olanak verecek koşulları yapılarında bulundurmuşturlar . Sanayileşmiş batı toplumu , insanlık tarihinde bu yakın ilişkiden insanları yoksun bırakmaya zorlamış ilk toplumdur.

"Bir insan yaşamında üç yada dört yakın ilişkiye sahipse , mutlu ve sağlıklı olabilir . Bir toplum , bireylerinin her biri yaşamlarının her döneminde üç yada dört yakın ilişki geliştirmişse , sağlıklı bir toplum olabilir." (Prof. Charles Alexander - California Üniversitesi)

Sanayileşmiş batı toplumu ile bu sistemin bozulmasını şu şekilde açıklayabiliriz :

10 Eki 2009

Se7en Filmi İzlenimleri




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

On dört yıl öncesinde yapılmış bir filmmiş "Seven" yada bir diğere yazımı ile "Se7en" . Bu zamana kadar ismini birkaç kere duymuştum , ancak bunların hepsi isminin farklı yazım tekniğinden ileri gelmekteydi . Konusuna dair hiçbir fikrim yoktu ; ta ki Youtube'ta Ahmet Ümit'in bir videosunda bu filmle ilgili değerlendirmelerine rastlayana kadar . Ardında derhal filmi edinip , izledim .

Bir film tanıtımından çok uzak bir anlatım olacak ,  ilerleyen satırlar . Bunda hem Ahmet Ümit ustanın anlatımının katkısı , hem de filmin bir seri katilden yola çıkarak insan nedir , insan ne yapmalıdır , bu yaşam şekline karşı ne yapmalıdır bunu sorgulayan mesajlarının etkisi var . Bir iki ana karakter üzerinden gidiyor eser.  Somerset deneyimli , emekliliğini istemiş , tecrübeli bir dedektif . Mills ise genç , heyecanlı ve görevini layığıyla yerine getirerek dünyayı değiştirebileceğine inanan bir dedektiftir . Somerset'se bunun böyle olmayacağını bilen biri ; ki bunu ilerleyen sahnelerdeki bir bölümde (bar sahnesi) açıklıyor da . Katil ise sıradan bir katil değil ; her cinayetinin altında yeni bir mesaj veriyor . Tüm cinayetlerin ilahi bir amacı olduğuna inanıyor .

6 Eki 2009

İletişimin Yolu Çok Ama Kendi Yok


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

İletişim yaşamın ta kendisidir . İnsan iletişim kurmak için yaşar . Anlatmak ve dinlemek için vardır yaşam . Yakın zamanda , "İletişim ve iletişimsizlik" üzerine bir söyleşi yapmıştık muhibbiler konuşuyor buluşmasında. İletişimi engelleyen davranış ve tutumları konuşmuştuk o gün .



Bugün ise yazımda herhangi bir kaynağa dayanmayan yalnızca gözlemlerimden notlar sunmak istedim . Zira sanala alemden üç dört yıldır muhabbetim olan bir arkadaşımla dün ters düşüp köprüleri attık . Bunu düşünmem gerekli , kusur neredeydi , hata neredeydi ? Bir sonuca ulaştım kendimce . Bumuydu gerçek sebep bilmem ama güzel bir tespitti . Şöyle ki ;

3 Eki 2009

Elif Şafak - Aşk Kitap Yorumum


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


Elif Şafak'ın Aşk isimli romanı Ella Rubinstein'ı tanımamızla başlıyor . Ella kırklı yaşları bitirmeye yaklaşmış , üç çocuk annesi evli bir Amerikalı hanımdır . Evliliğinde uzunca süredir ciddi problemler yaşıyor olsa da kendisini bu sorunları adeta görmemesi gerektiğine inandırmış bir karakterdir . Eşi onu aldatıyordur ve Ella bunu bilmesine rağmen fark etmezlikten gelmektedir . O kendini daha çok çocuklarının bakımına , evinin işlerine , büyük kızının aniden ortaya çıkan evlilik hayalleri ile mücadeleye adamıştır . Kısacası yaşamın ona getirdiği koşuşturmaca içerisinde kendini unutmuş , belirli görevlerinin bilincinde robot gibi yaşamı olmuştur .

Ta ki eline Aşk Şeriatı isimli kitap geçinceye dek !

Ella Rubinstein bir şeyler üretmek , faydalı olmak adına , çokta önemli bir görev olmayan ama onu yeterince motive edecek olduğuna inandığı bir işe başlamıştı . Bir yayın evinde kitap eleştirmeni asistanının asistanı olmuştu . İlk görevi ise Aşk Şeriatı isimli yeni çıkmış olan bir kitabı okuyup hakkında rapor hazırlamaktı . Kitabın yazarı A.Z. Zahara'ydı . Hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktaydı ve kitabını yayınlanması için Amsterdam'a el yazısı halinde postalamıştı . Kitabın konusu ise Mevlana ve Şems Tebrizi'nin ilahi aşkıydı.

İşte Elif Şafak'ın Aşk isimli romanını okumaya başladığınız an , o an oluyor . Şems Tebrizi'nin Bağdat'ta gönüldaşını bulmak için yaşadığı imtihana , yolculuğuna , Konya'ya varışına , orada kimlerce sevilip kimlerce sevilmediğine şahit oluyorsunuz . Mevlana ile karşılaşmalarına , o evde yaşananlara şahit oluyorsunuz . Ahalinin Mevlana ile Şems'in dostluklarını anlamamasına , çekememesine hatta tuzaklar kurmasına şahit oluyorsunuz .

Şemsi , Mevlana'yı , Kimya'yı , Alaattin'i , Sultan Veled'i tanıyorsunuz .

Onları tanırken yolculuğa beraber çıktığınız Ella Rubinstein'dan kopmuyorsunuz elbette . Ella Aşk Şeriat'ı isimli kitabın raporunu hazırlamak yerine , A.Z. Zahara ile yazışmaya onu tanımaya başlıyor . Elindeki kitap hayatını değiştiriyor ve an geliyor birbirlerine aşklarını anlatacak kadar yakınlaşıyorlar .

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...