ads

17 Eyl 2009

Olasılıksız - (Adam Fawer) Yorumum




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


Kitabın kapağına baktığımda siyah ve beyazdan oluşan karmaşık bir resim vardı . Adı ile beraber bu resim bana daha çok psikolojik bir hikaye okuyacağımı düşündürtmüştü . Adam Fawer isimli yazarın kitabı hakkında tek bildiğim çok satan bir eser olduğuydu . Arka kapağına bakıp konu ile ilgili bilgi almaya çalıştığımda ise "bitirmek için yarını , anlatmak için bitirmeyi beklemeyeceksiniz" diyordu .

Hadi bakalım diyip başladım okumaya ve abartılı yorumlamak istemem ama hayal kırıklığımın başı oldu o an . Kitap alışagelen şekilde gitmiyordu . Alıştığım kitapta bir karakter olurdu onun üzerinden giderek 4. - 5. sayfada bir başkasını tanırdınız yada bir ortamı gözünüzde canlandırırdınız . Fakat olasılıksız 4-5 farklı karakterden kopuk kopuk bahsediyor ve onların hayatlarının çakışması , konunun akıcılığını yakalaması 200 lü sayfalara kadar sürüyordu . Şahsi kanaatim bu kitap edebi bir eser olarak adlandırılmaktansa , zaman kaybetmeden sinemaya aktarılacak bir senaryo olarak kurgulansa çok daha iyi olur . Zira kitap sağlam bir konuya sahip ancak işlenişi ise bir o kadar aksak .

10 Eyl 2009

Bağımsızlığımızın Simgesi İzmirimin Kurtuluşunun 87. Yılından Kesitler


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


İlk Kurşun Hasan Tahsin .

Ardında Efeler... Destanın adı onlar . Kuva-i Milliye'nin temel taşlarıdırlar .

Durmaz bu toprağın insanı esirlik altında . Baş kaldırır zulme , baskıya . Bağımsız olmak , hür olmak ister . Denizler gibi , Ege gibi...

Sanırlar ki Harmandalı oynanır . Bir de alay etmeye kalkarlar düşüne düşüne oynuyor derler . Bu yörenin oyunudur ama oyun değildir o . Tavırdır , duruştur , ruhtur . Göğsü şişkin , başı dik efelenir efem . Dedik ya zulme dayanmaz kafa tutar diye , hamurunda vardır işte bu yörenin insanında o duruş .

Türklerin Ata'sının annesi de bu toprakta yatar . Çünkü oğlu gibidir bu topraklar . İzmir Mustafa Kemal gibidir .

Bilir misiniz , 25 Haziran 1919 günü Amasya'dan, "Ulusu kurtarmak için, vatan ve namus" diyerek yola çıkıp Sivas'a geçen gazi Mustafa Kemal Atatürk'ümüz, 86 yıl önce 25 haziran 1923 günü ilk T.C. kimlik( nüfus ) belgesini çıkarttığı İzmir'den İzmir milletvekili seçilmiştir...

Şimdilerde yalnız kalmış hali olsa da İzmir'imin , değişmem körfezinin o kokusunu bile hiçbir şeye .

Bağımsızlığın , dik duruşun simgesi İzmir'imizin kurtuluşunun 87. yılı kutlu olsun . İşte o 09.09.09 dan foto ve videolar .

6 Eyl 2009

Unutulan Gün 4 Eylül 1919 Günü , Ben Sanki Oradayım... Erzurum'dan Sivas'a




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Yakın zamanda 30 Ağustos Zafer Bayramını geçtik . Zafer bayramı olan o özel günü, öylesine tartışmalarla geçtik ki ister istemez şaşkınlık yılgınlık içerisine düşüyor insan . Ardından 4 Eylül geldi . Ama hiç kimsenin haberi olmadı 4 Eylül'den.  Hani resepsiyon falan olsun demiyorum. Zaten o tip şeyleri de boşuna yapılan şeyler olarak görürüm . Gayem şu ki bir satır sözü geçseydi Sivas Kongresinin 4 Eylül günü olduğunun gazetelerde , haberlerde . Tam Bağımsızlık denilen , manda asla kabul edilemez denilen , yurtta bir düşman postalı kalmayana kadar mücadele edilecektir denilen o günün .

İzmirli gazeteci Hasan Tahsin Kocabaş'ın facebook'taki profiline düşen notlardan birinden alıntı yapmak isterim .
"Manda tartışmaları kongre bitiminde de sürüyordu. Örneğin, bir gece "milli hareketin liderinin" odasındaki sesler dışarıya taştı... Genç Tıbbiyeli delege Hikmet, sesini yükselterek heyecanla: "Paşam, üyesi olduğum Tıbbiyeliler beni buraya İstiklâl davamızı başarmak yolundaki çalışmalar için gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle reddederiz. Örneğin, manda düşüncesini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i 'vatan kurtarıcısı' değil, 'vatan batırıcısı' ilan eder ve şiddetle kınarız!.." diyordu.
Mustafa Kemal de heyecanlanmıştı: "Çocuk müsterih ol! Gençlikle gurur duyuyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklâl ya ölüm!"

Böylesi bir günün anısına , satılmış büyük medya organlarımıza inat kalemimi oynattım biraz . Hem o günlerden kesitler gözlerinize getirmek istedim , hem de kendimce bir düşün içine düşmek istedim . 23 Ağustos 1919 gününe kendimi Mustafa Kemal Paşanın hemen yanına yolladım . Onun kaleminden dökülüp yazılan Nutuk'u kendime pusula ederek sanki oradaymışım gibi hikayeleştirerek birkaç sunmak istedim . Umarım sabredip sonuna okuyan birkaç arkadaşım olur =)

Allah bizlere bu Cumhuriyeti yaratıp bırakan o yüce insanlara gani gani rahmet eylesin , mekanları cennet olsun...

1 Eyl 2009

(Ahmet Ümit) Kukla Kitabı Yorumum



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Kukla , bitirdiğim sekizinci Ahmet Ümit kitabı . 2002 yılında ilk basımını yapmış . Bendeki kitap 12. baskı ve 2006 yılına ait. Konusunda elbette yine cinayet var ama bu cinayet başka cinayet . Bir ülkeyi ilgilendiren bir cinayet . Çoğumuzun adını duyduğunda Mercedes , kamyon , devlet , mafya , polis diye dökülmeye başladığı günü kendine çıkış noktası olarak almış Ahmet Ümit . Uzatmaya gerek yok , "Susurluk" kazası ile ortaya çıkan çarpık ilişki ağının üzerinden ilerleyen bir konusu var kitabın .

Arkada kapakta şunlar yazıyor :

"Kukla , Türkiye'de bu türde yayımlanan romanlar içinde gerek işlenişi , gerek kurgusu , gerek kişilerin yaratılması , gerekse de Türkçe'sinin güzelliğiyle birinci sınıf bir yapıt değerlendirmesini hak ediyor" ( Vedat Günyol - Cumhuriyet )

"Susurluk öyle karanlık bir hikaye ki , başı sonu görünmüyor , çektiğiniz her parçası elinizde kalıyor , fantastik bir romanın gün yüzü görmemiş canavarı gibi eli kolu her yere uzanıyor . Bu hikayeyi sıkıca paketleyip romana yatırmak , bu ülke için yapılması gereken en büyük iyiliklerdendir." ( Şebnem İşigüzel - Milliyet )

Mesleğinde eski başarılarından eser kalmamış , hayattan kopmuş , ailesi dağılmış hatta eşini başka birine kaptırmış bir gazetecinin seneler sonra karşısına çıkan üvey kardeşi ile beraber içine düştüğü sarmalı anlatıyor . Güvenebileceği hiç kimsesinin olmadığı bu yolda hayatı pahasına mücadele veriyor .

Kitabı okurken birçok defa kendimden de yanlar buldum . Muhtemelen sizlerde okurken bunu hissedeceksiniz . Çünkü Ahmet Ümit'in en büyük özelliklerinden biri yarattığı karakterlerin kişilik özelliklerini çok ince işlemesi , onu size hissettirmesidir .

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...