ads

31 Tem 2009

Ayşe Kulin - Bir Gün Kitabı Yorumu

 



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Çok hızlı kitap okumama ancak Ayşe Kulin'in Bir Gün isimli kitabını 4 günde bitirdim . Okumadan önce konusuna dair hiçbir bilgimin olmadığı kitabın konusu , Türkiye'nin şu günlerdeki en önemli gündemi olan doğu sorunu , terör sorunu , kürt sorunu gibi farklı isimlerle tanımladığımız , 25 yıldır içimizi kemiren derdimizden oluşuyor . Kitaba dair düşüncelerimi bu yazıda yazdıktan sonra internette kısa bir arama yaptım ve birkaç önemli not daha düşmem gerektiğini farkettim . 2005 yılında çıkan bu kitapta bahsedilen Zeliha Bora karakterini Leyla Zana'dan , Nevra Tuna karakteri ise Ayşe Kulin kendinden esinlenerek yaratmış . Leyla Zana'nın içerde olduğu dönemde röportaj talebinde bulunan Kulin'in bu istediği kabul edilmemiş ve o da edindiği bilgilerden yola çıkarak hayalinde bir karakter yaratmış kitabı için  . Kitap milliyetçi duyguların coşkun olduğu anlarda veya bu duyguları yoğun olan okuyucularca okununca hoşlanılmayabilir . Ancak kendi adıma okurken daha ilk sayfada olan şu sözü unutmadan okudum ; "Hünkar pire teşne , pire hünkare hem Yani hem ayrıydılar , yekpare hem" (Mevlana C.R.)

29 Tem 2009

TATİLCİLERİN DİKKATİNE!




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Bütün bir yılın yorgunluğundan kurtulmak ve yolunda gitmeyen işlerin stresini bir kenara bırakmak için bir kaç günlüğüne tatile çıkmıştım. Fakat gittiğim yerde olmayacak dediğim bir iş başıma geldi ve stres atmaya gittiğim tatilin büyük bir kısmı tam bir stres sebebi oldu. Bunları kaleme almamın nedeni ise benim şu durumumun tatilciler için bir örnek teşkil etmesi ve daha temkinli davranmalrı için bir uyarı levhası görevi üstlenmesi.
Yaklaşık on gündür Antalya’daydım. Bu olay ise henüz tatilimin üçüncü günü akşamında meydana geldi. Yaklaşık kırka yakın güvenlik elemanının çalıştığı, giriş çıkışların kontrol altında tutulduğu, epeyce bir sayıda güvenlik kamerasının bulunduğu bir eğlence kompleksinin plajlarında arkadaşımla birlikte cüzdan ve telefonlarımızı koyduğumuz çantamızı çaldırdık ki bugüne kadar o mekanda gerçekleşen ilk hırsızlık olayı olarak da bir ilke imza attık. Bu kadar güvenlik önleminin olması yada plajların çok kalabalık olması ve çoğunluğunda ailelerden oluşması hırsızlar için bir sorun teşkil etmemiş olacak ki, havlularımızın altında duran çantayı alıp gitme cesaretini gösterebilmişler. Üstelik bu durumu yaşayan tek biz de değiliz, bizim gibi çok insan da aynı dertten muzdaripti. Hatta bir vatandaşın arabasının camını kırmak suretiyle araba içinde her ne varsa toplayıp gitmişler. Ve tüm bahsettiğim bu olaylar toplam bir saatlik bir zaman zarfında meydana geliyor.

Bahsedeceğim esas mevzu da bu değil aslında; giden zaten gitti ve geri dönmesi umudumuz da yok, üzerine soğuk suyu içeli de epeyce bir vakit oluyor zaten fakat bu olay sonrası içine düştüğümüz durum daha da enteresan. Soluğu hemen karakolda aldık fakat esas felaket silsilesi de bu noktada başlıyor zaten. Cüzdanlarımızla birlikte kimlik, ehliyet, banka kartları zaten gitmiş, telefonda simkart, simkartta telefon numaraları da onlara eşlik etmiş tabiiki. Biz bunlara yanarken karakoldaki polis memurunun sorduğu oldukça enteresan sorular da bizi çileden çıkarmaya yetecek düzeydeydi; “Çantanızın çalındığını iddia ediyorsanız kimin çaldığını da söyleyin?” gibi bir sorunun hangi akla hizmet olarak sorulduğunu da hala anlamlandıramıyorum. Bu soru ve benzerleri neticesinde polis memuruyla atışmamızdan ötürü yaklaşık iki buçuk saat hiçbir işlem yapmadan bizi karakolda bekleten zihniyeti kınamaktan başka bir şey elimden gelmiyor. 19.30 civarında ıslak mayolarımızla girdiğimiz karakoldan saat 23.00’a gelirken güç bela ayrılabildik ne yazık ki. Giden kartlarımıza mı yoksa polisimizin bu tutumuna mı yanmalıyız, hala ayırdına varmış değilim.

22 Tem 2009

Urla Karantina Adasından 4 Fotoğraf



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Urla Karantina Adası diğer adıyla Hastane Adası aslında insanlık tarihinin 5000 yıllık izlerini taşımaktadır . Çok çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Karantina Adası , adından anlaşılacağı üzere 4 tarafı denizlerle çevrili İzmir Körfezinde anakara ile bağlantısı olan ve Cumhuriyet döneminde ağaçlandırılan en güzel iklime sahip tek adadır .

Ana karaya yaklaşık 600 metrelik taş dolgu yol ile bağlanan adamız 320 dönümlük yüzölçümüne sahip Hastanemizden başka "Hudut ve Sahilleri Sağlık Koruma Yeri Müdürlüğü" ile sadece yaz dönemlerinde faaliyet gösteren , Sağlık Bakanlığı Sosyal Tesisleri Müdürlüğü'nüde üzerinde taşımaktadır .

Urla Devlet Hastanesi sitesinin tarihçesi bölümü böyle diyor . Belki de Türkye'nin en güzel doğası içinde bulunan bu hastanenin bulunduğu adadan (ki yarım ada oldu) 4 fotoğrafı sizlerle paylaşalım =) Her iki tarafı da deniz olan bu ince yolda adaya ulaşmak çok farklı bir güzellik . Yolu düşenlere tavsiye edilir =)

3 Tem 2009

Veryansın Kitabı - Nihat Genç




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.


Yeni bitirdiğim kitabım "Veryasın"

Şu sıra Avrasya TV (ART) de aynı isimdeki programı ile 15 günde bir gündemde olan , olup biten her şeyi farklı bakış açılarından anlatıp , senin benim anlayacağımız en sade şekilde anlatan , zihinlere ışık olan Nihat Genç'in kitabı .

Kitap SKYTURK 'te Serdar Akinan 'la birlikte yaptığı programların , en önemli kısımlarından oluşuyor . Benzetmeleri , fıkraların , eleştirilerin en tadından yenilmez kısımlarından oluşturmuşlar . Kitabın oluşmasına Destek Yayınlarından Sinan Onuş ve Erdem Anılan vesile olmuşlar .

Hatırı sayılır bir izleyici kitlesine ulaşan bu programlar internette sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılır hale geldi . Programın videoları , ses dosyaları forumlarda yayınlanır oldu . Programlarına ve kitaplarına olan bu ilgiyi Nihat Genç Veryansın kitabının önsözünde şöyle yorumlamış :

"Sizler beni 48 yaşımdan sonra tanıdınız . İşte o yaşa kadar ne yedim , ne içtim , yazarlıkla karnımı tüm ambargolara rağmen nasıl doyurdum ? Bu büyük direncin manevi bir formülü vardı . Tarihin derinliklerinde binlerce soylu yazar , direnerek , çalışarak , işkenceler altında canları pahasına metinlerini bizlere ulaştırmayı başardılar . Şimdi sen , ben , biz , onların aşkı , onların onuru , onların değerleriyle , kültürleriyle oluşuyoruz . Doğuda ve Batıda dünyamızı şekillendiren bu soylu yazarların ahlak dersi olmadan yola çıkanlar o holdinglerin , bu medyanın , şu şebeklerin , bu falan partinin , şu şeyhin köpeği , yalakası olur . Bu iletişim çağı sizi kandırmasın . Karşınıza yüzlerce gazetenin  sansürünü , yüzlerce televizyonun ambargo duvarını yıkarak geldim . Çünkü kalbimde , ellerimde , sırtımda , tarihin bu soylu yazarlarının hikmetli aşk sözleri vardı . O güzel adamların , duvarları delen büyülü sözleriydi ."

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...