ads

28 May 2009

Arafdaki Aydın; Cemil Meriç

meric



Bir odada on bir bin kitaplık bir kütüphane, bir çalışma masası.. ve fildişi kulesinde münzevi bir aydın... Gecenin karanlığında gök yüzündeki takım halindekilerin aksine yapayalnız bir yıldız.. kutup yıldızı; karanlıkta yön bulmaya yarayan... "İdeolojiler düşünceye giydirilmiş deli gömlekleridir!" diyen ve hiçbir ideolojinin hegemonyasına girmeyen, bu yüzden de kalabalığın içinde bir başına kalan, fildişi kulesine sığınan bir aydın.. Cemil Meriç...

"Ben herhangi bir tarikatın sözcüsü değilim. Yani ilan edilecek hazır bir formülüm yok. Derslerimde de, konuşmalarımda da tekrarladığım ve darağacına kadar tekrarlayacağım tek hakikat: Her düşünceye saygı..." Bütün hayatının özeti aslında bu söz Meriç'in. Kendimize olan saygımızın bile tartışıldığı bir dönemde yaralarımıza reçete... Hiçbir hazır fikre boyun eğmeyişin idolü Üstad. Her yeni gelen fikre şüpheyle yaklaşmak; 'şüpheden bile şüphe eden bir şüphe...', hazır bir elbise gibi giyinmek yerine kendi kültür ve irfan dünyamızda yoğurmak ve posayı reddetmek...

23 May 2009

Manyak Kaleci Rene Higuita

rene 



Bazı resimler vardır ki ömrünüz boyunca , aradan ne kadar zaman geçse de asla unutamazsınız . Erkek olmam sebebiyle sanırım futboldaki bazı golleri pozisyonları da unutamıyorum =D Hagi 'nin Monaco 'ya golü , süper kupa finalindeki çalımı , Rapid V. 'e golü.... Konu Hagi olunca hatırladığım o kadar çok sahne var ki saymakla bitmez =D Ama videosunu paylaşacağım pozisyonu sadece futbol hayranı olanlar yada herhangi bir futbolcunun hayranı olanlar değil tüm herkes unutamayacak . Zihnimde böyle bir görüntü vardı . Kimdi , ne zamandı hatırlamıyordum ama ufak bir araştırmadan sonra buldum . İsmi Rene Higuita . Kolombiya milli takım kalecisi . Hatta Mondragon'dan önceki Kolombiya kalecisi desek daha belirginleştirmiş olurum . Lakabı "el loco" muş . İspanyonca manyak anlamına geliyormuş .

Dünyadaki İlginç Ve Gülünç Yasaklar




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Ülkemizi yıllardır AB ile ABD adlı büyük abiler yasakçılıkla suçlarlar.Özgürlükçü ve demokrat olmadığımızı söylerler.Oysa ki biz yasaklara alışığızdır,yasaklardan şikayetçi değilizdir,çünkü bizim felsefemiz;yasaklar çiğnenmek içindir,yasak bir şey varsa, inadına o yasak olan şeyi  yaparız,yasaklar bizi caydıracağına teşvik eder.

2007 ajandamı karıştırırken bulduğum,nerede okuduğumu hatırlamadığım dünyadaki Kandemir Konduk'un yazdığı,Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin Devekuşu Kabare'de oynadığı '' Yasaklar'' oyunundaki hicivlerden daha komik olan yasakları sizlerle paylaşmak istedim.

İngiltere'de barlarda sarhoş olmak yasak(Allah Allah nerede sarhoş olacak insanlar,barda olmayacaklar da?!)

12 May 2009

Devrim Arabaları Filminin Ardından



BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

14 Kasım 2008 günü Devrim Arabaları filminin ilk gösteriminden önce filme dair bir yazı yazmıştım . O dönemde filme gitme imkanımın olmadığını ancak fırsatı olanların mutlaka gitmesi gerektiğini belirtmiştim birkaç satırda .

Dediğim gibide fırsatım olamadı ve filme gidemedim . Üstelik o dönemde filme birçok kişi daha gidememiş ve ilgi görmeden gösterimden kalmıştı . Bu sinema yayınında doğru zamanı seçmenin önemi üzerine tartışıp konuşmuş yayıncılar ve doğru zamanı seçemediklerini düşünüp tekrar filmi piyasaya sürdüler .

Bugün hem merak ettiğim için hemde 2. Muhibbiler Konuşuyor etkiliğimizin konusu olması sebebiyle izlememiz gerekiyor diyip gittik . Baştan şunu diyebilirim ki Türk Sinema tarihinin en dokunaklı , en başarılı filmlerinden biri olmuş . Ancak yine farkettim ki film aslında kendini anlatıyordu . Toplumumuzun kendi değerlerine , emeklerine duyarsızlığını anlatan bu filmin salonunun boşolmasıda tıpkı filmin konusu gibiydi işte . Daha çok söylenecek söz var bu konuda ama yazmaktansa bu acı cümleleri Cumartesi günü sözlü olarak dile getirmeyi yeğelerim...

Bir ufak dipnot ; filmin senaristi ve yönetmeni olan Tolga Örnek , daha önce Gelibolu filmini yapmıştı ve çok fazla eleştiri almıştı .  Bu filminde ise birçok ödül toplamış .

9 May 2009

Temiz Hava ve Sakinlik Arayana Kaynaklar Köyü



An gelir insan işten güçten bunalır , şehirden sıkılır kaçası gelir ya kalabalıklardan . İşte öyle bir günün notlarını paylaşıyorum bu yazıda . Okulda tüm haftanın yorgunluğunu atmak için bugün sessiz , sakin köşelere kaçtık . İlk gittiğimiz yer çok farklıydı . Buca gölet tarafında bir yerdi . Atlar vardı , girdik onları sevdik . Orda şunları öğrendim mesela , at diye bir tabir vardır ya =) işte o İngiliz atları için söylenmiş kesin =D

Mübareklerin hepsi heybetli bırakın binmeyi insan yanına yaklaşırken tırsıyor . Midilli çok uysaldı . Bir cins daha vardı şimdi adını hatırlamıyorum neydi ama onlarda berbat kıskançtı be arkadaş =D bir ahırda iki at var hangisini severseniz diğeri ısırmaya çalışıyordu . Son olarakta arap atları vardı ki onlarda midilli gibi uysaldılar .

Her neyse bu kısa atlarla ilgili bilgiden sonra esas konumuz olan Kaynaklar Köyüne geçeyim .

6 May 2009

İşte Hayatımın Süper Kahramanı




BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Yazılarımın bir çoğundan kelime eksikliği , cümlelerde düşüklük gibi hatalar olabiliyor . Birçok kere bu hatalarım ya annemin yazılarımı okuduğu ana kadar ortaya çıkmıyor yada Hande'nin msn'den yolladığı gülen adam ifadesiyle belli oluyorlar . (Sanırım kadınlar daha dikkatli bazı konularda =P ) Sebebi basit aslında bu hataların . Bilgisayar başında otururken , aniden aklıma takılan bir konu oluyor ve başlıyorum hemen yazmaya . Yazı biter bitmezde yayınla tuşuna tıklıyorum . Kontrol etmeden yollanan bu yazılarda haliyle birçok hata çıkıyor .

Aslında bir çarem var , hatasız yazı yazmak için . Ama her nedense çok ender uyguluyorum bunu . Çare sindirerek yazmakta . Kalemle kağıda yazıp , defalarca okuyup sindirmekte . Bu zamana kadar birkaç yazıyı böyle yazdım ve ukalalık gibi olmasın ama gerçekten çokta güzel yazılar çıktı ortaya =)

İşte şuanda okumakta olduğunuz bu satırlarda , o ayrıcalıklı yazılarımın arasında . Sindirerek , yutkunarak yazılan bir yazı bu . Bu yazı öyle bir yazı ki size hayatımın süper kahramanını anlatıyor .

4 May 2009

Bir Sevimli Klasik...Vosvos

vos vos


BU YAZI MUHİBBİLER.COM SİTESİNE AİT OLUP DÜŞÜNDÜREN ŞEYLER BLOG YAYINLAMA HAKKINA SAHİPTİR.

Görünce “ay ne şeker hastasıyım bunların” dedirten Wolkswogen Beetle marka arabalar cok eski zamanlara dayanır.Bu güngörmüş aşifte araç 72 yıl boyunca üretildi ve gitmediği ülke kalmadı. Özgürlüğün sembolü olan 'tosbağa', milyonlarca kişinin ilk otomobiliydi.

Onun adı Avrupa'da böcek, Türkiye'de vosvos, tosbağa ya da kaplumbağa. Adı değişiyor ama kendisi hep aynı; kambur bir kasa, hava soğutmalı motor ve yuvarlak farlarıyla gülümseyen bir yüz. Çoğumuz bilmiyor olabilir ama Volkswagen Beetle'ın fikir babası Nazi Partisi lideri Adolf Hitler'di.

Hitler, 1931'de Porsche markasının yaratıcısı olan Avusturyalı mühendis Ferdinand Porsche'a düşük maliyetli bir 'halk' otomobili yaratması emrini verdi. Tabii o dönemde Porsche marka otomobiller üretilmemişti bile. 1932'de ortaya saatte 100 kilometre yapan dört kişilik ilk sivil Volkswagen çıktı. Ancak Hitler, otomobilin 'çirkin' olduğunu söyleyerek hatlarını yumuşattı ve kendi tasarımıyla son haline getirdi. Yeniden tasarlanan ilk araçlar 1938'de Hitler'in de katıldığı bir törenle tanıtıldı. Hitler, 'KdF wagen' isimli otomobilin Almanya endüstrisini geliştireceğine inanmış olmalıydı ki Porsche'a Wolfsburg kalesinin yanında bir fabrika kurdu
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...